ÇAĞRI... HER DEM ÇAĞRIM

 


Okumak için tıklayınız...

 

 

 

 

Üye Girişi

 

 

Haber Listesi

Haber listemize kaydolarak tüm yeniliklerimizden haberdar olabilirsiniz.

 

Hatice Satgun

Doğudan batıya

Zeynep B.

Zamana notlar

Ahmet Musaoğlu

Trabzon/Spor

Neslihan A. Süral

hayata eşlik etmek!

Zeynep Aliş

Yaşamın kalemi

Ahmet Musaoğlu

İnsanın Gerçeği

Her Dem Çağrım

BASIN AÇIKLAMAM

(21.06.2005 ) / Trabzon

 Gerek akademik çevrelerde, gerekse halk arasında bilim/din adına yaygın olarak dolaşan hurafeleri (bilimdışılığı) ortadan kaldırır nitelikteki, bugüne değin “benzeri” ortaya koyulmamış eserlerin, Trabzon’umuzda tarafımdan ortaya koyulduğunu ve ´faydalanılması´ gerekliliğini ülkemiz ´ilim dünyası´na duyurmak amacıyla bu basın toplantısını düzenlemiş bulunuyorum.

Sözkonusu eserlerim; dinler tarihinden gelen, “kainatın 6 günde yaratıldığı” haberinin bilimsel açıklaması olan Kendiliğinden Oluşa İnanmak:Yaratılışın Altı Günü” isimli eserim ile; insanoğlunun yeryüzüne ´İlk Ayak Basış Tarihi´ni ve ´İlk Anayurdu´ndan (İlk Çekirdek Ortam’dan) yeryüzüne ´Yayılımı´nı, ayrıca da, Batılı olmayan toplumlara sunulan ´Batılı beyaz ırk´ın üstünlüğüne dayalı ´tarih modeli´nin “sahte” bir tarih modeli olduğunu ortaya koyan İnsanoğluna Biçilen Yazgı:Uygarlığın Tarihi” isimli eserim ile; insanoğlunun halen yaşamakta olduğu Evren Sistemi’nin nasıl yokolacağını, bilimin ´Big Crunch´, dinin ´Kıyamet´ dediği hadiselerin nasıl yaşanacağını, son yıllarda medyamızda sıklıkla yer bulan ´Kıyamet alameti´ olarak ileri sürülen iddiaların bilimdışılığını ortaya koyan “Ölüm Yeniden Doğuş İçin:KIYAMET” isimli eserim ile; insanoğlunun ´ilk toplu yokoluşu´ denilebilecek ´Nuh Tufanı hadisesi´nin bütün dünyada yaşandığı ve Nuh’un Gemisi’nin de Ağrı Dağı’na oturduğu şeklindeki bilimdışı haberleri ortadan kaldırır nitelikteki “Nuh’un Gemisi Avcıları:Nuh’un Gemisi Cudi’de” isimli kitap eserlerimdir.

Bu kitap çalışmalarımda ortaya koyduklarım, benim eserlerimden önce ortaya koyulmuş çalışmalar değildir. Yayınlandığında ´ilk´ ve ´tek´ olan ´Nuh Tufanı´ isimli kitabım hariç diğer kitap eserlerim, içerikleri ile halen de ´ilk´ ve ´tek´tirler. Dahası, “Ölüm Yeniden Doğuş İçin:KIYAMET” isimli kitap eserim, başlangıç sayfasından son sayfasına kadar tüm kitap boyunca, “her bir bilim önermesi”ni, aynı öngörüde bulunan “bir Kur’an-ı Kerim bildirisi”nin takip etmesi şeklinde yazılmış olması ´özelliği´ ile de ayrıca tarihteki yerini almış bulunmaktadır.

Kitap eserlerimin yanında, “Peygamberler Şeceresi” ve “Peygamberler (İnsanlık) Tarihi” isimli ´iki´ tablo eserimden “Peygamberler Şeceresi” isimli tablo eserimde; yeryüzündeki ilk insan-ilk peygamber olan Hz.Adem ile son peygamber Hz.Muhammed (Sav) arasındaki baba-oğul ilişkisi soyağacı olarak verilmiş, bu yapılırken peygamberlerin yaşadıkları ´zaman´ dilimleri ´kronolojik´ olarak ortaya koyulmuştur. Sözkonusu bu eserim ile uyumlu “Peygamberler (İnsanlığın) Tarihi” isimli diğer tablo eserimde ise; peygamberlerin yaşadıkları bölgeler ve dönemlerindeki sosyal yapı, yine ´kronoloji´ verilerek ortaya koyulmuştur. Bu iki eserimde yine ´ilk´ ve de halen de ´tek´ eser olma özelliğindedirler.  

Söz ettiğim kitap eserlerim; Avrupamerkezci ´İlerleyişçi Evrim Kuramı´nın,  19’ncu yüzyılın sonunda geliştirilen “Batılı beyaz ırk”ın diğer milletlere (-doğululara) üstünlüğü inancını (-tıpkı bugünlerdeki gibi o dönemdeki dünyaya egemen olma isteğini) haklı çıkarmanın bir yolu olarak kullanılan bilimdışı iddialar bütünü olduğunu; 2000’li yıllarla ülkemiz gündemine sokulan “Kıyamet Tarihi ve Alametleri” öngörülerinin de aynı nitelik taşıdığını ortaya koymaktadır. Bu yönleriyle eserlerim, ´milli bütünlüğümüz´ açısından da önem arz etmektedir.

´Temel eser´ niteliğindeki eserlerimi; incelenmesi, tavsiye de edilmesi için Türkiye Bilim ve Teknik Araştırma Kurumu, TÜBİTAK’a; İslam Araştırmaları Merkezi, İSAM’a; Türkiye Bilimler Akademisi Başkanlığı, TÜBA’ya; Diyanet İşleri Başkanlığı’na; tüm üniversitelerimizi temsilen de YÖK Başkanlığı ve Üniversiteler Arası Kurul Başkanlığı’na ve de Milli Eğitim Bakanlığı’mıza  göndermiş bulunuyorum.

Bu vesile şunu da belirtmek istiyorum ki, Evren Sistemi’mizin ortaya çıkışından yokoluşana, yokoluş ile işlemeye başlayacak (bilimin de öngördüğü) yeni evrende (Ahiret Yurdu’nda) yaşanacak olan hadiseler üzerinde yazacak/konuşacak olanların, bu zaman dilimini “neredeyse kronolojik de (!)” denilebilecek bir dizilim içersinde ortaya koyan eserlerimden faydalanmalarını öngörüyor, yaptığım çalışmalara itirazı veya tereddüdü olanlarla her zaman ve her zeminde müzakere yapmaya hazır olduğumu da kamuoyuna saygı ile duyuruyorum.

 

       Ahmet MUSAOĞLU / 21.06.2005  

Jeoloji Yüksek Mühendisi / Araştırmacı Yazar

                                                        

  

ALDIĞIM CEVAPLAR VE ÇAĞRIM SÜRÜYOR...

                 

Gerek akademik çevrelerde, gerekse avam arasında bilim/din adına yaygın olarak dolaşan “bilimdışılığı” ortadan kaldırır nitelikteki eserlerimi; incelenmesi, tavsiye de edilmesi için 21.06.2005 tarihinde İslam Araştırmaları Merkezi, İSAM’a; DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’na; MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’na; Türkiye Bilimler Akademisi Başkanlığı, TÜBA’ya; tüm üniversitelerimizi temsilen de YÖK BAŞKANLIĞI ve ÜNİVERSİTELER ARASI KURUL BAŞKANLIĞI’na ve de TÜBİTAK’a göndermiş; yaptığım çalışmalara itirazı veya tereddüdü olanlarla her zaman ve her zeminde müzakere yapmaya hazır olduğumu da, ‘aynı gün’ Trabzon’da yaptığım bir basın toplantısı ile kamuoyuna duyurmuştum.

 Sözkonusu kurumlardan, İslam Araştırmaları Merkezi İSAM’dan gelen yazıda; eserlerimin “kütüphanelerine konulduğu” cevabı almam sonrasında, cevap olarak; “kütüphanede bulunmasını  anlarım ama, incelenmek ve tavsiye edilmek için gönderdiğimi” belirtmiş, fakat, ortalıkta İslam da (!), kurumları da pek olmadığı için verilecek cevap hâlâ bulunamamış olmalıdır!.. 

 Diyanet İşleri Başkanlığı ise; 21.06.2005 tarihli dilekçeme; 08.12.2005 tarih ve 1872 sayı ile verdikleri cevapla, eserlerimin tavsiyelerinin uygun görülmediğini tarafıma bildirmişlerdir. Buna gerekçe olarak da; Din işleri Yüksek Kurulu Başkanlığı’nın, 07.10.2002 tarihli (bir önceki) müracaatım üzerine verdiği 31.02.2003 tarih ve 151,157 sayılı yazılarını bildiren, 04.02.2003 tarih ve 143 sayılı yazı gösterilmiştir. Burada ÇOK ÖNEMLİ BİR HUSUS VAR Kİ, Diyanetin yetkili yetkisizleri, 21.06.2005 tarihli yazım ile gönderdiğim, “Ölüm Yeniden Doğuş İçin KIYAMET ve Nuhun Gemi Avcıları Nuh’un Gemisi Cudi’de” isimli İKİ YENİ KİTABIMI, (2002’de gönderdiğim ve tavsiye edilir nitelikte bulmadıkları eserlerimden zannederek) İNCELEMEDEN KARAR VERMİŞ, yani incelemedikleri “iki kitabımı” da, incelenmiş kabul ederek “tavsiye edilemeyeceği” kararını/cevabını vermişlerdir. Çok net söylersem de, bu kafadaki Diyanetçilerin ve ilahiyatçıların, bütün eserlerimi başucu eserleri yapmaları mutlaka gerekir, diyorum. Ben ne söylediğimi biliyorum ama, onlar ne dediklerini bilmiyorlar.

 MEB’den, Talim ve Terbiye Kurulu ‘kökenli’ gelen yazıda (Müşteşarlık evrakında, 22.06.2005 tarih ve 003588 sayıda, Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı evrakında, 24.06.2005 tarih ve 5430 sayıda kayıt gören 21.06.2005 no’lu dilekçeme verilen cevapta); “Bakanlığınıza bağlı öğretim kurumlarında kullanılacak her türlü aracın belirlenmesinin ve seçiminin dersin öğretmeni tarafından yapıldığı” cevabını alınca; 05.07.2005 tarihli yazım ile, Bakanlığa müracaat ederek; öğretmenler adına (!) izin istemiş, “Bakanlığınıza bağlı öğretim kurumlarında eserlerimi seçecek ders öğretmenlerine izin verilmesini” talep etmiştim ama; Darwinizmin Ateizm değil, bugünkü BOP’un 19’uncu yüzyıldaki atası olduğundan bihaber Bakanlık yetkililerinden hâlâ da izin çıkmamıştır!..

Diğer cevap beklediğim kurumlar olan TÜBA, YÖK ve Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı’na gelince; TÜBA ve YÖK’ten, çok bildikleri için olacak, hiç ses çıkmamış, Üniversitelerarası Kurul ise; 07.09.2007 tarih ve 5452 sayılı yazısı ile müracaatıma, “bir işlem yapılamamaktadır”, cevabını vermiş bulunmaktadır.

Cevap beklediğim bir diğer kurum olan TÜBİTAK ise, “Evrim/Bilim” denilen, ama aslında, "Batılı Beyaz"ın “Tarihsel Kültürel Modeli” olmasına rağmen "ateizm” olarak anlaşılan bilimdışılığı; yani biraz ‘bilimsel aklı’ bulunan kişilerin iddia etmeyeceği safsataları, bilim adı altında milletin parası ile de millete yutturmakla meşguliyetlerinden olacak, cevapsızlığını halen de sürdürmektedir.

Sözkonusu çağrım/iddiam ise, dinin, bilim (-Allah’ın ilmi) olduğundan bihaber olan, başta ilahiyatçılar olmak üzere, istisnasız herkese; ateistlere (vb.) de; her dem, her zeminde durmaksızın sürüyor… Tarihe yapılan bir çağrıdır, soluk aldıkça sürecek…

 

 

 

Ahmet MUSAOĞLU / 17.02.2007

 

 

 

 

 

                                                                      Ana Sayfa  Eserler   Yazar Hakkında   Basın Galerisi   Videolar    Ziyaretçi Defter    Sunum İzle       İletişim