ÇAĞRI... HER DEM ÇAĞRIM

 


Okumak için tıklayınız...

 

 

 

 

Üye Girişi

 

 

Haber Listesi

Haber listemize kaydolarak tüm yeniliklerimizden haberdar olabilirsiniz.

 

Zeynep Aliş

Yaşamın kalemi

Ahmet Musaoğlu

Trabzon/Spor

Gülşah Kalaycı

Yaşama dair

Ahmet Musaoğlu

İnsanın Gerçeği

Bulutları Beklerken

 Bulutları Beklerken (Şu): AYŞE AYŞE’DİR, ELENİ DE ELENİ

 

 

11 Eylül 2001 ile birlikte dünya gündemine oturmuş gibi görünse de, 1990’lardan beri süregelen bir tartışma var: Huntington’un, “Medeniyetler Çatışması” tezi. Bu tezde söz edilen çatışma, ´gelecekte´ yaşanacak Müslüman-Hıristiyan çatışması gibi algılansa da, medeniyetler arasındaki “çatışma” geçmişten beri hep var. 1990’dan beri ise, hızlandırılmış olarak sürüyor. Bu tarih ile birlikte, edebiyat ve sanat (-sinema) daha bir ideolojik araç olarak kullanılıyor, kendi (öz) benliğimizi başka bir benliğe dönüştürücü ´kimlik kıran´ filmlere ve edebiyat eserlerine yurt içinde ve yurt dışında ödül üstüne ödül veriliyor.

 

1990’lı yıllarda Almanya’da, İtalya’da ya da Türkiye’mizde “birdenbire” ortaya çıkan oyuncu ya da yönetmen müthiş genç (Müslüman) Türklerin (!), kendi ´öz kimlikleri´ne saldırıp ödül almaları BOP (GOP) ve AB ile projeleri ile atbaşı gidiyor. Bu süreç öncesinde üç beş kuruş bulamayan sinemamız, yeter ki ´kimlik kıran´ proje yapsın, üç beş milyon dolarlık bütçeleri bile (artık) rahatlıkla bulabiliyor! ´Lût Kavmi kimliği´ olan eşcinselliği neredeyse uzaya taşıyacak (!) G.O.R.A. gibi filmlere hükümet desteği yanında, işbirlikçi medya desteği de fütursuzca sürüyor. Gözümüzün içine bakıla bakıla toplumsal yapımız değiştiriliyor, senaryo stratejisi (!) içersinde ´öz kimliğimiz´in kırılması sürüyor.

Bugünlerde yine böyle bir ´senaryo´, önceki örnekler gibi, ödül üstüne ödül alıyor. Aslen Sarıkamışlı ama, babası tanınmış bir göz tabibi olarak bir dönem Trabzon’da görev yapmış, 8 yaşından üniversiteyi bitirene kadar Trabzon’da yaşamış, KTÜ Mimarlık Fakültesi mezunu genç Yönetmen Yeşim Ustaoğlu’nun, Trabzon-Gümüşhane arasındaki Kromni bölgesinde geçmişte ´Gizli Hıristiyan´ yaşadığı safsatasının (iddiasının) sahibi Yorgo Andreadis’in, “Pontusun Gizli Kızı Tamama”sı isimli romanından yola çıkarak hazırladığı senaryo, daha film olmadan önce Sundance de senaryo ödülü alıyor, ‘Bulutları Beklerken’ ismi ile film olarak ortaya çıkınca da, 2004 Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü ve En İyi Kadın Oyuncu Ödülü de peşinden geliyordu!

Kendi ifadesiyle, “Türkiye’de uzak durulması daha fazla çaba isteyen” konularla uğraşan genç yönetmen Yeşim Ustaoğlu, “Kürt” demenin bile cesaret istediği 1990’lı yıllarda ‘Güneşe Yolculuk’ isimli filmi çekiyor, işin içinde AB’nin Türkiye’de görmek ´Kürt kimliği´ olduğu için de film 18 ödüle layık görülüyordu. Ustaoğlu, son filmi ‘Bulutları Beklerken’ ile, güneydoğu’muzdan sonra ´kimlik kırılması´ gereken (!) bölge olan Karadeniz bölgemizde yine bir “kimlik” olgusu işliyor, ‘Bulutları Beklerken’ filmi ile, Karadenizli bir ailenin kızı olan ‘Ayşe’nin, aslında ‘Eleni’ olduğunu (!) iddia ediyordu.

Yazılan “senaryo” ile, 1916 yılında Karadeniz bölgesinden ayrılan Rum ailelerden birinin kızı olan ‘Eleni’nin, sürgün (!) yollarında çaresiz kaldıkları bir anda bir Türk aile tarafından evlatlık alınınca ‘Ayşe’ ismini de aldığı, ayrıca da filmde, Ayşe’nin (-Eleni’nin) şahsında “geçmiş” ile “hesaplaşılması” gerektiği olgusu da önümüze konuyordu. “Bizim Ayşe”mizi ‘Eleni’ yaparak, onun şahsında “geçmişimiz” ile hesaplaşmamızı isteyen Yeşim Ustaoğlu, bir söyleşisinde, Yunanlı tarihçilerin (ideologların), filminde söz ettiği göç sırasında 300 ile 500 bin arası insanın yaşamını yitirmiş olduğunu söylediklerini de açıklıyordu ki, bu öngörüsü ile, kendisinden önce “geçmişimizle” hesaplaşmamızı isteyen “bir başkalarını”, yine aynı dönemde 1,5 milyon Ermeni’yi soykırıma tabii tuttuğumuzu iddia edenlerin “geçmişimizle hesaplaşmamız” isteklerini,  dolayısıyla da peşinden gelecek istekleri hatırlatıyordu.

Bu gibi kültürel saldırılar ve peşinden gelen ödüller, Jüri üyelerinden birinin, “En son ne zaman seks yaptınız?” sorusuna muhatap olan 23 yaşındaki Türk asıllı Aslı Bayram’ın, “Miss Deutschland 2005” yarışmasında “birinci” olması gerçeğinin arka planında olduğu gibi, AB süreciyle (kimliğimize yapılan kültürel saldırı ile) ilişkili sürüyor. Türkiye, AB’ye girmek için 6 Ekim 2004’de ´İlerleme Raporu´nun sonucunu beklerken, AB’nin başkenti Brüksel’de düzenlenen ´Hoşgeldin Türkiye Festivali´ne, pornocu genç Türk kızı ´Kekili´nin başrolde oynadığı ´Duvara Karşı´ filminin galası ile başlanması, ´Altın Ayı´ ödülü de kazandırılan bu filmin 30 yaşındaki yönetmeni Fatih Akın’a ´dünya starı´ muamelesi yapılması da bu oluyordu. BOP (GOP) ve AB projelerinin, ´Müslüman Türk Kimliği´ni “kırma” gayretleri, sinema-sanat alanında (da) öyle bir hal aldı ki, Müslümanlarla yapılacağına inandıkları Armegeddon Savaşı sonrası kurulacak ´Cennet Krallığı´ ideallerini konulaştıran film olan Kingdom of Heaven’ın final müziği de, yine bizden gençlere, Kardeş Türküler’i isimli gruba yaptırılıyordu.

Son yıllarda dağıtılan bu ödüller (!), çok başarılı sanatımız ya da ´sanat elçileri´miz olduğundan değil, “Tam Zamanı”nda olduğundan oluyor! Almanya, Fransa, Yunanistan ile “ortak yapım” olan ‘Bulutları Beklerken’ filminin çekimi için, AB üyesi ülkelerin Kültür Bakanlıklarının oluşturduğu fon olan ´Eurimages´den mali destek sağlanması örneği de, mesajı ´kimliksizlik (-kimlik kırmak)´ olan saldırıların kökenini ortaya koyuyor. Filmin (ödüllü) başrol oyuncusu Rüçhan Çalışkur’un, “Bir gün çekimden bitkin düşmüş dinlenirken kollarımı sıvamıştım; yaşlı bir Karadenizli teyze, -Kapat o kolunu diye azarladı; ben de kapadım gayri ihtiyarı.” açıklaması ise, Ayşe’nin hep ‘Ayşe’, Eleni’nin de hep ‘Eleni’ olduğunu ya da kimliği kırılanların da ‘Eleni’ olduğunu ortaya koyuyordu.

Kimliğinizin kırılmasına bir itirazınız yoksa, bu gidişle, “Oğlumuz Yüksel ile, oğlumuz Süreyya’nın nikah töreninde sizi de aramızda görmekten mutluluk duyarız. İmza: Babası filanca - Babası fişmanca...” davetiyesi almanız kaçınılmaz görünüyor…Eski Milli Görüşçülerin yaptıkları Toplu Sünnet Düğünleri’nin yerini, ´değişimciler´ sayesinde, Toplu Eşcinsel Düğünleri alacak olması yolda, geliyor!…Tercihi bu olanlara, şimdiden iyi ´birliktelik´ler!…

Ahmet MUSAOĞLU : Karadeniz Haber: 31.01.2005

                                                                      Ana Sayfa  Eserler   Yazar Hakkında   Basın Galerisi   Videolar    Ziyaretçi Defter    Sunum İzle       İletişim