ÇAĞRI... HER DEM ÇAĞRIM

 


Okumak için tıklayınız...

 

 

 

 

Üye Girişi

 

 

Haber Listesi

Haber listemize kaydolarak tüm yeniliklerimizden haberdar olabilirsiniz.

 

Zeynep Aliş

Yaşamın kalemi

Zeynep B.

Zamana notlar

Ahmet Musaoğlu

Trabzon/Spor

Neslihan A. Süral

hayata eşlik etmek!

Ahmet Musaoğlu

İnsanın Gerçeği

2012 ve 8,9’luk Kıyamet ‘cahilleri’ için de… Ahmet MUSAOĞLU
17.03.2011

Japonya’nın kuzeyinde 8.9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi...

Her büyük depremdeki gibi binlerce ölüm de…

Tsunami… yıkım… yangın… nükleer ya da şu bu felaket…

Elektirik ve su kesintisi, gıda bulunamaması…

‘Teknoloji Devi’ denilen Japonya ‘yardıma muhtaç’

Dahası ise…

8.9’luk Kıyamet… ‘Japonya kıyameti yaşıyor!’… deniliyor…

İşte…

Kıyamet’in (Big Crunch) ne olup olmadığını bilmeyen cahiller, 2012 felaketçileri Ömer Çelakıl, Burak Eldem, Ergun Candan, Erdem Çetinkaya, Ata Nirun gibilerin Maya Takvimi, Sümerler-3661 dönüşümleri (vb..) iddialarından gelen bilimdışılık için de bu yazımı yazıyorum…

 

Dünya Tarihi ‘Ani Oluş’ ve ‘Ani Yokoluşlar’ tarihidir…

 

Bilindiği gibi her tür canlı ‘belirli bir yaşam süreci’ içinde doğar, büyür ve ölür. Bu değişmez kuralın bazı zamanlarda ‘bozulduğu’ tespit edilmiştir. “Toplu Yokoluş” ve de sonrasında görülen “Oluş/Varoluş” dönemleriyle ‘kesintiye uğramış’ bir ‘Dünya tarihi’ sözkosudur. İnsanoğlunun yeryüzüne “ayak basmasından önceki” ve “ayak basmasından sonraki” yaşam tarihinde, zaman zaman canlıların “toplu ölümlere” maruz kalmaları sözkonusu olmuştur...

Yeryuvarı (dünya) tarihindeki 545 milyon yıl önceki jeolojik zaman olan ‘Kambriyen Dönemi’, yaşamın ‘aniden’ zenginleştiği, denizlerde bitki ve hayvan çeşitliliği başlangıç dönemi olarak biliniyor. Sözonusu bu dönemden, insanoğlunun yeryüzü yaşamına ‘ilk ayak bastığı’; ‘İlk Doğal Ortam’ın ortaya çıkışının zamanı olan yaklaşık MÖ.10.000’e kadar ki zaman aralığında yaşamış pek çok bitki (flora) ve hayvan (fauna) topluluğu, ‘Aniden’ ortaya çıkıp da ‘belirli bir süre’ yaşamalarından sonra, yine ‘Aniden’ ‘Yaşam tarihi’nden silinmişler, ‘toplu yokolmuşlardır’…

Toplu Yokolma hadisesi, aynı ekolojik ortamda yaşamakta olan türlerin çoğunun, ya da bir kısmının, “aniden” yokolmaları demektir. Bu hadiseler, bütün canlıların değil ama, o kadar çok canlı türünün yokoluşuna sebep olurlar ki, bu sebeple de büyük ölümler=toplu tükenişler adını da alırlar. Fosilbilime göre, “Yeryuvarı tarihi”nde ‘Aniden’ gelişen pek çok ‘toplu yokoluş’ yaşanmış olup, bunlardan 6 adet ‘temel kitlesel topluyokoluş önemlidir. Bunların “en sonuncusu”, yani, insanoğlunun “yeryüzüne henüz ayakbasmadığı” dönemde yaşanan “Son Toplu Yokolma” hadisesi, yaklaşık olarak MÖ.10.000 civarındaki ‘Buzul Çağları sonu olan Halosen’de yaşanmış, sözkonusu bu ‘yokoluşla’ birlikte o dönemde yeryüzünde yaşayan Mamutlar dahil, mega faunanın dünya ölçüsünde soyu tükenmiştir. Sözettiğimiz veya etmediğimiz ‘tüm yokoluşların’ hepsi, ‘Aniden’ olmuş, ‘Toplu yokolma’ hadiseleri ile birlikte, farklı dönemlerde yaşamış bitki ve hayvan pek çok canlı, hep birlikte ‘Aniden yeryüzünden toplu yokolmuşlardır...

Yaşanan tüm ‘Toplu yokoluşlar’dan sonra ortaya çıkan dikkate değer en önemli şey, her ‘Toplu yokoluştan’ sonra ‘yokolan bitki ve hayvanlar’ ile birlikte yokolan ‘yaşam ortamlarının’ yerini, ‘yeni bitki ve hayvan türleri’ ve de ‘yeni yaşam ortamı’nın alması olmuştur. Her “Toplu yokoluşun”, aynı zamanda/sonrasında bir “Ortaya çıkış (Yeniden doğuş)” olması, “Dünya tarihini”, Aniden Ortaya Çıkan Toplu Ortaya Çıkışlar (Oluşlar)” ve de “Aniden Ortadan Kalkan Toplu Ortadan Kalkışlar (Yokoluşlar)” tarihi yapmaktadır. Dünya Tarihi, bir anlamda, Küçük Kıyametler Tarihi” olmaktadır.

Nabucco Babil Yolculuğu Küresel Isınma Tuzağı” isimli eserimde ortaya koyduğum gibi de, herOluş döneminin, aynı zamanda ‘Küresel Sıcaklık (Isınma)’, her “Yokoluş” döneminin de aynı zamanda, ‘Küresel Soğuma’ dönemi olması, canlılığın “kesintisiz evrim” olduğunu söyleyen cahillere de bir bildirim’ olmasının yanında, ‘Küresel Isınma’ döneminin, yani, “yeni canlı türleri” ve “yeni yaşam ortamı”nın ortaya çıkmasının bir daha ancak, “Kıyamet (Kıyamet-i Kübra)” hadisesi ile yaşanacağını da sunan ‘bildirim’ de olmakta; ‘Küçük Kıyametler’ diyebileceğimiz ‘Ani Toplu Oluş ve ‘Ani Toplu Yokoluşların’ ise, yeryüzünde medeniyetini başlatacak insanoğluna, ‘ilk yaşam ortamı (imtihan salonu)’ olması için, ‘gerekli’ olmuş olduğu ‘dersim’ de olmaktadır… 

 

İmtihan Salonu…

 

Başka bir açıklaması olmadığı için de, her “Toplu Yokoluş” ve “Toplu Oluş” sonrası görülen ‘canlı çeşitliliği’ ve ‘yeni yaşam ortamı’ ortaya çıkmasının ‘açıklaması’ olarak, “Tanrı sadece O olan” Allah’ın; her şeyi bir program (plan) dahilinde yaşama geçirmesi, günü gelince de “rolü biten oyuncuların yaşam sahnesinden çekilmesi” olduğu düşüncesini kabul edebilmemiz mümkün olmalıdır. Yaklaşık MÖ.10.000’e kadar yaşanan, bütün ‘Toplu Yokoluşlar’ ve ‘Toplu Ortaya  Çıkışlar’, bu dönemde Ortadoğu’da ortaya çıkacak ‘İlk Doğal Ortam (İlk Çekirdek Ortam)’ın ortaya çıkmasına sebep olmuş;  insanoğlunun, ‘yeryüzüne ilk ayak basıp’ yaşamını sürdürebilmesi için ‘gerekli’ olmuştur…

İnsanoğlunun ‘yeryüzüne ayak basmasından önce’ yaşanan tüm ‘Toplu Yokoluşlar’ ve hemen sonrası ortaya çıkan ‘Toplu Ortaya Çıkışlar’, kendilerine ‘yaşam ortamı’ ortaya çıkmasına vesile olmaları sebebiyle insanoğlu için, ‘fayda/nimet’ olmuş, ama aynı zamanda “imtihan salonu” da olmuştur. Kur’an-ı Kerim’in ‘bildirisi’ bu oluyor:

“O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için... gökleri ve yeri...yaratandır... ” Hud -11/7

Haliyle de, insanoğlunun yaşadığı dünya, ama esasta Evren Sistemi, “imtihan bitince” kapatılacak (yokedilecek) salon olmuştur.

İster ‘insanın yeryüzüne ayakbasmasından önce’ yaşanan “insansız (bitki ve hayvanları yokeden) toplu yokoluşlar” olsun, isterse de, ‘insan yeryüzüne ayak bastıktan sonra’ yaşanan Nuh Kavmi, Ad Kavmi, Semud Kavmi, Tübba Kavmi ve Firavun kavimlerine gelen “insanlı (bazı kavimleri yokeden) toplu yokoluşlar” olsun, dünyadaki bütün “Yokoluşlar” ve “Oluşlar”, lokal (yersel/bölgesel) olmuş, Aniden yaşanmışlardır. Her “Toplu yokoluşun”, aynı zamanda bir “Ortaya Çıkış (Oluş)” olması, Dünya tarihini; “Aniden Ortadan Kalkan Toplu Ortadan Kalkışlar” ve de “Aniden Ortaya Çıkan Toplu Ortaya Çıkışlar tarihi yapmakta, ‘ Dünya Tarihi’ bir anlamda, Küçük Kıyametler Tarihi” olmaktadır…

Sözkonusu bu “Yokoluşlar (Küçük kıyametler)” gibi “Lokal” değil de, İlk/Tek Genel Toplu Yokoluş’ olacak olan Kıyamet (Büyük Kıyamet) hadisesi ise, “Evren Sistemi’nin Yokoluşu” olacağı için, ‘Evren Tarihi’, “Kıyamet Tarihi” olmaktadır…

İşte, ‘Kıyamet (Big Crunch)’ ile meydana gelecek “Genel Toplu Yokoluş” sonrası da, yine bir ‘yeni yaşam ortamı’ ortaya çıkacak, sözkonusu bu ortam, hâlen yaşadığımız Evren’in hemen yanıbaşında bulunan, ama ondan farklı fiziksel sabitelere sahip olan “Yeni Evren Sistemi”miz; Cennet ve Cehennemin varolduğu ‘Ahret Yurdu’ olacak; bu ortamın ‘yeni canlıları’ da, Kıyamet ile yokolacak insanlığın, ‘diriltilmesi (yeniden Oluşu)’ ile ‘ölümsüz yapı’ kazanacak ‘yeni insan tipi’ olacaktır…  

len sürmekte olan “insanoğlunun imtihanı” bittiğinde –2012 hurafecileri ve Mehdi ve Nüzül-i İsa bekleyicileri dahil hiçbir insanın zamanını bilemeyeceği bir anda- Kıyamet gelecek, çağlarca değişik kültürlerde ve din/lerde tariflenmeye çalışılan ‘yeniden dirilme’, yeni fiziki anlamda gerçekleşecektir…

 

Kıyamet de ‘Aniden’ gelecektir…

 

Hâlen ki Göklerin herhangi bir ‘Çatlağı-gediği’ olmaması sebebiyle, gökyüzündeki her bir gök cismi kendi yörüngesinde ‘hareket’ edip gitmekte, akıp giderlerken de, bizler gezegenimiz Dünyadaki yaşamımızı rahat bir şekilde sürdürmekteyiz...

İşte, göklerdeki çeşitli yollardan (yörüngelerden) birinde hareket edip duran yıldızımız Güneş: Her sabah taze bir ahenkle tam vaktinde doğuyor, ısıtma ve aydınlatma görevini büyük bir intizamla yerine getiriyor, fakat asla sönmüyor. Dünya’mız ise, kendi ekseni ve Güneş’in etrafında büyük bir hızla hareket edip duruyor, ama uzaya fırlamıyor…

Her şey ‘olması gerektiği’ gibi sürüyor. Peki ama, bu hep böyle mi gidecektir?

Göksel sistem içerisinde yer alan gök cisimlerinin yörüngelerindeki ufak bir sapmanın bile, sistemi altüst edecek kadar önemli sonuçlar doğurabileceği bilinebiliyor. Bugünkü “Evren (uzay) mesafeleri”nin (daralıp) kapanması halinde, açık olan bir “kitabın sahifelerinin kapanması” hâli gibi, “Evren kitabı”na ait ‘sahifeler de’ kapanacaktır...

Bir düşünün: Eğer uzayda kozmik bir kaza olsa ve gezegenlerden herhangi biri yörüngesi boyunca -saniyede bilmem kaç kilometre- yol alırken aniden dursa ne olur?

Hızla yol alan bir kütlenin, ‘Aniden durarak’ hareketsiz kalması demek, sahip olduğu kinetik enerjinin ısı enerjisi haline dönüşmesi ve bunun neticesinde gezegenin, birkaç saniye içinde buhar (gaz) olması demektir (1). Aniden durma, ‘varolan herşeyin’ yokolması demektir. Fakat, buna rağmen de, Dünyamız dahil gökcisimleri bizim için bir tehlike olmamaktadır. Çünkü, yarını olmayacak Evrenin “Son gününe” kadar sürecek olan bir ‘Denge’ sözkonusudur. Eğer ‘Denge’ şu an bile bozulmuyorsa, “Göklerin (Evren Sistemi’nin) dengede tutulması (kurulan sistem)” sebebiyledir. Dengedeki sistem sebebiyle Göklerdeki nizam ve düzenin sürmesi sağlanmakta, gök cisimlerinin üzerimize düşmesi (belirli bir zamana kadar) engellenmektedir. Fakat, ‘korumanın’ ortadan kaldırıldığı gün “denge dengesizliğe” dönüşecek, Kıyamet kopacaktır

Bilimsel gelişmeler, “Evren’in yokolacağı” zamanı ‘bildiremeseler de’, Evren’in kütlesinin ‘yeterli miktara’ ulaştığında, sürmekte olan “Genişleme hareketinin Durmasının”, Evren’in kendi içine ‘çökmesine’ sebep olacağını, yani, Big Crunch’ı (Kıyamet’i) ise, bildirmektedirler. Bilimadamları, şu andaki ‘yoğunluğu’ hassas bir değer arasında bulunan Evren’in, “ortalama yoğunluk” değerinde ‘madde artışı’ olması halinde, uzay boyutlarında ‘Aniden’ çökeceğini; Varoluşu (Oluşu da) ‘Aniden’ olan “Evren’in, Sonunun (yokoluşunun) da” yine ‘Ani bir şekilde olacağını bildirmektedirler...

Peki ama, “tüm Evren’i yokedecek” boyutta bir olayın, Evreni tek bir darbede yokedecek bir sarsıntının gerçekleşmesi mümkün mü? Ya da evrensel bir felaketin tetiği önceden çekilmiş olup, bunun olumsuz etkileri şimdiden (geçmiş ışık konimizden) uzay ve zamandaki köşemize doğru ilerliyor olabilir mi?..

Sidney Coleman ve Frank De Luccia isimli fizikçilerin, 1980’de yayınladıkları, “Vakum Bozunmasının ve Üzerindeki Kütleçekim Etkileri” isimli bildirilerine göre, alışageldiğimiz varsayım olan, Evrenin şu andaki halinin, “gerçek vakuma” denk düştüğü öngörüsünden ‘emin olamayacağımız’ ifade edilmektedir. “Coleman ve De Luccia, şu andaki vakumun ‘gerçek vakum’ değil, bize ‘sahte emniyet duygusu veren’…yarı istikrarlı bir sahte vakum olabileceği gibi bir ihtimali ileri sür(mektedirler)..” (2). İstikrarlı ‘sahte vakum’, “dengenin” bozulabileceği demek oluyor…

Eğer Evren’in şu andaki hâli, Coleman ve De Luccia’nın öngördüğü gibi bir ‘sahte vakum’sa, bu durum her şeyin (Evren Sistemi’nin) ölümü demektir. “Coleman ve De Luccia’nın bildirisinin adındaki vakum -bozunumu-, şu andaki vakumun Aniden çökmesi ve evreni daha da düşük bir enerji durumuna düşürerek, bizim için ve diğer her şey için ölümcül sonuçlar yaratması gibi korkutucu bir olasılığa gönderme yap(maktadır)...” (3). Bu durumda, -uzayda herhangi bir yerde yaşamakta olan Evrenin, Yeni (Ahret) Evrene tünel açma ihtimali her zaman bulunmakta-, Evren ‘Son bulurken’ bir-iki dakikalık zamanımız bile olmayacak (Aniden tüm atomaltı parçacıkların doğası değişecek, tüm madde hemen buharlaşacak, her şey uzay zaman tekilliğine, yani ilk başlangıca dönecek), her şey Aniden yokolacaktır (4). Kısaca, gelecek olan Kıyamet, Aniden, uyarısız gelecektir. Geçmiş ışık konisinden bize doğru gelen bir “fiziksel etki (darbe) varsa” ve bu ‘etki (darbe)’ bize doğru geliyorsa, gelmekte olan bu darbeyi ancak, bize gelip çattığında öğreneceğiz. “…bize doğru ışık hızıyla gelen her fiziksel etki tamamen uyarısız gelmektedir. Felaket geçmiş ışık konisinden bize doğru ilerliyorsa Kıyametin hiçbir habercisi olmayacaktır.” (5). Evrenin “Sonu”nu, o günü yaşayacak olan insanlar ancak, gelip çattığında öğreneceklerdir. Çünkü, Kıyamet’in -bilmem kaç yıl ya da kaç asır önceden gelecek- “Alameti olmayacak”, gelecek olan, Aniden gelecektir. Bilimsel varsayımların öngörüsü budur, bir “Kur’an bildirisi” de budur…

 

Kur’an ‘bildirisi’: Kıyamet ‘Aniden’ gelecektir…

 

 Kur’an-ı Kerim, Kıyamet hadisesinin, -Kıyamet öncesinde gerçekleşmiş olan toplu yokoluşlarda olduğu gibi- aniden gelecek olduğunu haber vermiştir:

“Onlar…ansızın yakalayacak korkunç bir sesi bekliyorlar.” Yasin (36) 49

“..kendilerine o (kıyamet) öyle âni gelir ki, onları şaşırtır….” Enbiya (21) 40

“..kıyamet gününün ansızın gelip çatmasını..” Muhammed (47) 18

“..Kıyametin kopması…göz açıp kapama gibi…bir zaman…” Nahl (16) 77

“...O size ansızın gelecektir...” A’raf (7) 187

“…Kıyamet vakti ansızın gelip çatınca…” En’am (6) 31

“…kıyametin ansızın kopması…” Yusuf (12) 107  

Pek çok Kur’an ayet; Kıyametin ‘Ansızın’ geleceğini bildirmektedir...  

Hadis-i şeriflerin bildirdiği de budur. “Hadislerde belirtildiğine göre kıyametin kopuş zamanı ansızın vuku bulacak, bu sırada alışveriş yapanlar işlerini bitiremeden, yemek yiyenler lokmasını ağzına götüremeden, havuz yaptıran kişi havuzuna giremeden ve devesinin sütünü sağan kimse bunu misafirine ikram edemeden Kıyamet (ansızın) kopacaktır (6)… Çünkü, “Ölümlülerde olduğu gibi, evrenlerde de olanaklı tek yaşam, mezara doğru ilerleme...” (7), ölümdür.

Big Bang (Var/Oluş) ile açılmış olan ‘Evren Kitabı’, Big Granch (Yokoluş) ile kapanacak, ANİDEN “yokluktan” varedilen Evren Sistemimiz, yine ANİDEN “yokluğa” dönecektir. Çünkü, Evren Sistemi’nin süregiden “dengeli” ‘Genişleme hareketi’, ‘duracak’tır...

 

 

Evrenin ‘Genişleme hareketi’ duracaktır…

Evren’in ‘ilk başlangıcındaki’ o sonsuz sıcaklık ve yoğunluktaki “tekillik” noktasına yeniden dönülemez mi?..

Bunun cevabı, “olabilir” olduğudur. Olacak olmasının sebebi ise, Evren’in ‘Dengede’ süregiden “Genişleme hareketi”nin “duracak” olmasıdır.

İşte, bu; ‘Evrenin sonu (Yokoluşu)’ demek oluyor…

Bırakın “Genişleme hareketi”nin ‘durmasını’, hâlen süregiden ‘Genişlemesi’nin, hızındaki herhangi bir minik değişiklik bile, ardından gelen davranışta büyük bir bozukluğa yol açabilir niteliktedir. Dünyamızın sadece ‘hızında’ çok küçük bir “Ani  değişikliğin’ olması halinde, insanoğlunun üzerinde yaşamakta olduğu –depremlere sebep olan- yerkabuğunun (kıtaların), “yırtılırcasına açılacağı” ifade edilmektedir. “Eğer Dünyamızın hızında çok ani bir değişiklik oluşsaydı, kıtalar birbirinden yırtılırcasına açılacak(tır)...” (8). Hâlen ‘fark edemediğimiz’ bir “hareket” halinde olan –bugünlerdeki Japonya depremine de sebep olan- “yerkabuğu levhaları”nın hareketleri şu an ‘Dursa’, zaten çatlaklı, dikişli zonlu bir yapı arz eden yerkabuğunun ayrılmasının paralel olarak, yerin içindeki ‘kızgın mağma’ tabakasından yeryüzüne-denizlere yayılacak “ateş tabakaları” bile, tüm “yeryüzünün ölmesi” için yeterli olur…

Sadece Dünyamızın hızındaki küçük bir “Ani değişiklik” bu olacağına göre, Evren Sistemi’mizin “Genişleme hareketi”nin “Aniden durması”nın sonuçları ne olacaktır?...

Eğer Evrenin “Genişleme hareketi”, bir “Durma noktasına” gelirse, o durumda Evren ‘durağan’ kalmayacak, hâlen her an birbirinden gittikçe ‘hızlanarak uzaklaşan’ gökadalar, “genişleyen (uzayan) mesafeler daralacağı (kapanacağı) için”, birbirlerine yaklaşıp ‘çarpışmaya’ başlayacak; “Durma”nın getireceği yazgı (kader), “Son (Kıyamet)” olacaktır. Hareketli yapısı “duracak” olan Evrende, yıldızlar galaksilerden kopacak, gezegenler yıldızlardan ayrılacak, ortalıkta milyarlarca sönmüş yıldız kümeleri ve ölü gökcisimleri dolaşıyor olacaktır. Bunlar da zamanla, nötron yıldızlarına ve Kara Deliklere dönüşecek, proton çürümesiyle birlikte Evren’de var olacak (tüm Evren  maddesini yutup serapa çevirecek) tek gökcismi, ‘Kara Delikler’ olacaktır. Karadelikler en sonda Tek bir Karadelik kalıp, tüm Evren maddesini yutacak, yokedecektir. Evrenin ‘yoğunluğu’ belli bir “kritik değer”in üzerine çıktığı zaman, “Kütleçekim kuvveti” üstün gelip “Genişleme hareketi”ni durduracak -Kıyamet kopacak-, işte o zaman Evren, “Büyük Çatırdı (Big Crunch)” halinde çökecektir. Kütleçekimi, en zayıf doğa kuvveti olmasına karşın tüm evrenin nihai kaderini belirleyecektir (9)…

İşte, ‘Evrenin Sonu/Kıyamet’ demek olan, ‘Göklerdeki ve yer’deki ‘hareketlerin duracak olması’ da, yine bir ‘Kur’an bildirisi’ olmaktadır… 

 

Kur’an ‘bildirisi’: Evren’deki ‘tüm hareketler’ duracaktır…

 

Kur’an, Evrenin -nefes alması- demek olan “Genişleme hareketi”ni bildirdiği gibi, -nefes alamaması- demek olan “Genişlemesinin ‘duracak’ olmasını da” bildiriyor:

“Göğü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz (onu) elbette genişleticiyiz.” Zariyat-47

“Göğün ve yerin O’nun buyruğu ile durması da..delillerindendir...”  Rum-25

‘Genişleme hareketi’nin duracak olmasıyla  Kıyamet kopacaktır. Bu “İlk/Tek Genel Yokoluş” sonrası yaşanacak “Yeni Yaşam Ortamı’nda (Ahret Yurdu’nda) , ‘Yeni-hiç ölmeyecek Canlı (insan, Oluş/diriliş ile’ ortaya çıkacaktır:    

“Göğün ve Yerin O’nun buyruğu ile DURMASI da O'nun (varlığının) delillerindendir. Sonra sizi topraktan bir çağırdı mı hemen (kabirlerinizden) çıkıverirsiniz.” Rum (30) 25

Evrendeki tüm hareketlerin durması” sonucu, ‘Yaşamın/Kıyametin İlk Sahfası’ bitecek, hâlen mevcut olup da ‘işlemeyen’ Ahiret Yurdu, ‘işlemeye’ başlayacak; Diriliş ve sonrası gelişmeler, yani, ‘Yaşamın/Kıyametin ikinci safhası’ yaşanmaya başlanacaktır. Yukarıdaki Ayet’te; “kabirlerden çıkılacak” olması haber verilmektedir ki, bu hadise, Göklerin ve Yer’in tüm hareketlerinin “durması”nın, Dirilişten (Ahiret safhasından) hemen önce olacağını ortaya koymaktadır. Gökler ve Yer ve bu ikisi arasındakilerin “nefes alması” demek olan “Genişleme hareketi durunca -Evren nefes alamaz hale gelince-” eşi benzeri görülmemiş bir deprem yaşanacaktır…

 

Evrenin ‘Son günü’nün depremi…

 

Evrenin halen ‘Dengede’ süregiden ki “Genişleme hareketi”nin bir gün “Sona” ereceği (duracağı), sonrasında ise ‘çökme’nin başlayacağı, en sonunda tüm Evren maddesinin, Evren’in ilk başlangıcındaki gibi yine sonsuz yoğunlukta bir “tekil nokta”da sıkışacağı (yokolacağı), “Evrenin Sonu” ile ilgili yapılan öngörülerin kabul edilir olanıdır.

“Genişleme hareketi” “Evrenin Son günü durunca”, tüm Evren Sistemini sarsan - bir gürültü duyulacak, daha önce eşi benzeri görülmemiş bir deprem, tüm Evren Sistemini kuşatacak bir deprem yaşanacaktır. Bugünlerde yaşanan Japonya depremi, ‘Kıyametin depremi’nin minik bir örneği bile olamayacaktır… Kıyametin depreminin, diğerlerinden bir önemli farkı da, o gün ‘kaçılacak yer’ bulunamayacak olması olmaktadır…

Sözkonusu bu deprem, sadece bir şehri ya da bir bölgeyi yıkan deprem ya da Dünyayı yokedecek bir deprem olmayacak, tasavvur edilebilenin çok ötesinde bir deprem olacaktır. Belki 100, belki de çok daha fazla ‘şiddette’ bir deprem olacak, çünkü, sadece Yer(‘in)kabuğunun değil, Göklerin de ‘depremi’ olacaktır.

Göklerdeki ve yer’deki (arz’daki) “hareketlerin durması” ile birlikte o güne kadar Göklerde belirli yörüngelerde hareket eden gök cisimlerinin ve de Arz’da ‘hareket etmekte olan yerkabuğu levhalarının “hareketleri duracak”; ölçülü bir şekilde süregiden Göklerin ve Yer’in (yani Evren Sistemi’nin) ‘denge hâli, dengesizliğe’ dönüşecek, “müthiş bir deprem” yaşanacaktır ki, bu da, bir ‘Kur’an bildirisi’ olmaktadır…

 

Kur’an ‘bildirisi’: Kıyametin depremi ‘müthiş’ olacaktır…

 

İnsanoğlu, herhangi bir şeyin ‘gerçeğini yaşamadığı veya görmediği zaman, o gerçeğin kendisine yazılı veya sözlü sunulmasını bir masal gibi görebilir. Tabii ki de, ‘Kıyamet kopması’ halinde yaşanacak olan hadiseleri gözlerinin önünde canlandırabilmesi de mümkün olamayabiliyor. Fakat, Kıyamet sarsıntısının çok çok minik bir örneği bile olamayacak olan, 7,4 şiddetindeki (yaklaşık 30.000-50.000 kişinin öldüğü), 17 Ağustos 1999 İstanbul depreminin, sekiz - on katlı binaları nasıl hamburgere çevirdiğini görenler ya da ‘Teknoloji devi’ denilen Japonya’nın bugünlerde yaşadığı ‘elim felaketi’ izleyenler, “Son günü tüm Evreni kapsayacak” olan dehşet manzaralarını belki de tasavvur edebilir gibi olurlar…

Fakat, daha ‘Sur’a “ilk üfürülüş”te, o günü yaşayacak olan insanlar, yaşanmakta olan hadiselerin, daha önce yaşananların bir benzeri yaşandığını idrak edebileceklerdir. Çünkü, tasavvur dahi edilemeyecek şiddette bir deprem yaşanacak, bu durum, ‘büyük bir şiddetin’ tüm Evrene yansıması olacaktır:

“Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün...” Duhan (44) 16

Yaşanacak çok büyük şiddet, “Göklerin ve yer”in çalkanıp sarsılması olacaktır:

“O gün gök sallanıp çalkalanır.” Tur (52) 9

“Yer şiddetle sarsıldığı,” Vakıa (56) 4

Evrenin ‘Son günü’, şiddet, ‘tüm Evrene’ yayılacak bir sarsıntı olacaktır:

“O kullar, şiddeti her yere yayılmış olan bir günden korkar…” İnsan (76) 7

‘Kıyamet günü’nün depremi, ‘müthiş’ bir şey olacaktır:

“Ey insanlar!..kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir!” Hacc (22) 1

Tüm Evren Sistemi’ni ‘saracak’ bu müthiş deprem sonucu, “depremleri o güne kadar bizi rahatsız etse de”, yine de üzerinde rahat yaşamakta olduğumuz arz’ın, “Çatlaklı hareketli denge yapısı” altüst olup bozulacak, ayrıca da, hâlen de ‘Yarılı (Çatlaklı) olmadığı” için ‘dengede’ bulunan Gökler de, o gün ‘Çatlaklı’ hâle geleceği için ‘dengesizleşecektir’...

Yaşanacak bu ‘Son güne’ kadar Evren ‘dengededir’:

“..Allah..Göğü de… yer üzerine düşmekten korur..”Hacc (22) 65

‘Koruma/Denge’, ‘Genişleme hareketi’nin ‘Durmasıyla’ dengesizliğe dönüşüp, “Evren Sistemi’nin yokoluşu” başlayacak, çünkü, artık Kıyamet kopmuştur. Bu durum, ‘Evren Kitabının kapanışı’ olacakken, Evren Tarihi’ni de, ‘Kıyamet tarihi’ yapacaktır…

 

 

Kıyamet öyle bir gün olacak ki…

Her gebe kadın çocuğunu düşürecek (Hacc:22/2), her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutacak  (Hacc:22/2), çocuklar ak saçlı ihtiyarlara dönüşecek (Müzzemmil:73/17), insanlar sarhoş olmasa da, sarhoş gibi görünecek (Hacc:22/2), ateşin etrafındaki pervaneler gibi olunacak (Karia:101/4), kaçıp sığınılacak bir yer aranacak, ama bulunamayacaktır (Kıyame:75/1”; İbrahim:14/21)…

İnsanoğlu tarafından bilinemeyecek bu ‘haberleri bildiren’, o dehşet gününde ‘iki kısım insan’ bulunacağını da ‘bildirmiş’ bulunmaktadır...

 

 

-Bir kısım insanlar var ki:

Dehşet anı mahzun olmayacaklar, müjdeleneceklerdir:

“En büyük dehşet dahi onları tasalandırmaz. Melekler kendilerini şöyle karşılar: İşte bu size vâdedilmiş olan (mutlu) gününüzdür.”  Enbiya (21) 103

 

-Bir kısım insanlar da var ki:

Davete uymak için ‘süre’ isteyecekler de olacak:

“Kendilerine azabın geleceği, bu yüzden zalimlerin: "Ey Rabbimiz! Yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım" diyecekleri gün hakkında insanları uyar. (Onlara denilir ki:) "Daha önce, sizin için bir zevâl olmadığına, yemin etmemiş miydiniz?” İbrahim (14) 44

Bacağın ‘bacağa dolaşacağı’ o gün, Kıyametin ‘gerçek ayrılış’ olduğu anlaşılacaktır:

“Ve bacak bacağa dolaşır.”  Kıyame (75) 29

“(Can çekişen) bunun gerçek bir ayrılış olduğunu anlar.”  Kıyame (75) 28

 

 

Ahmet MUSAOĞLU / 14.03.2011

 

http://www.ahmetmusaoglu.org

http://www.ahmetmusaoglu.com

 

 

                                                                      Ana Sayfa  Eserler   Yazar Hakkında   Basın Galerisi   Videolar    Ziyaretçi Defter    Sunum İzle       İletişim