´POPÜLER KÜLTÜR´, ALKIŞ DEĞİL, ´TEKBİR KÜLTÜRÜ´DÜR (12 Şubat 2004) |
|||
Kim ne kadar farkında bilemem ama, hayatımıza girmiş bir kavram var artık, “popüler kültür”. Popüler tanımı, çoğunluk tarafından sevilen ve seçilen anlamına ´halkın tercihi´ gibi kullanılıyor. Halk tercihini yapar ama, önüne büyük bir duvar örülmüş bulunuluyor. Duvarın ön yüzü halka gösterilmezken, arka yüzünde dayatılan hayat biçimi sürüyor. Hayatının nasıl olması gerektiğini bilmeyen yada unutan insanlar, kitle iletişim araçlarıyla öldürülüyor. Kullanım ve tüketim ideolojisi tüm kesimlerde hızla yaygınlaşırken, her yerde köşe dönmecilik, kişisel refah iştahı ağır basıyor. Özel hayatlar milyonların önüne serilirken, itiraf et salgını almış başını gidiyor. Dağda, taşta, harfte, rakamda, burç’ta kutsallık aranırken, ´insanın gerçeği´ gözlerden kaçırılıyor. Adına ´popüler kültür´denilen (!) bu olgu, farklı formatları ile Nuh Kavmi’nde, Ad, Semud, Lut Kavimlerinde, sonrasında Babil’de ve Roma’da da vardı. Yakın yılları da biliyoruz, şimdi de var. Dünün, ´Zeki Müren hangi kızları hamile bıraktı´ sunumunun bugünkü versiyonu, ´Tarkan yurtdışına çıkarken kız arkadaşına yalnız sokağa çıkma demiş´ olarak var. Tarihsel olan lokal alanlarda yaşanmışken, günümüz versiyonu evrensel olarak var. İnsanoğluna nasıl yaşayacak, düşünecek, giyinecek ya da eğlenecek olduğu söyleniyor. Televizyon silahı kültürel değerlerimizi yoketmek için kullanılıyor. Bize ait olan domuzlaştırılarak hem para kazanılıyor, hem de toplum değiştiriliyor. İthal programlardan BBG Evi denilenin birincisinde halkın isteği Eray ismindeki gencin kazanması ama, onun yaşam biçimi küresel terörün bir ayağı olan AB kriterlerine uymadığı için birinci seçilen Melih ismindeki genç oluyor. Halk tüketiyor deniyor ama, halka gerçek görüntü değil katil görüntüsü veriliyor. Başbakan Tayip Erdoğan, “Bizim evdekiler Bayhan diyor. Ben de Bayhan’ı iki defa dinledim.” diyor. Çünkü, AB kriterleri hemen her şeyi bozuk tiplemeyi model öngörüyor. Bu yüzden jürideki Türkümüz (!) Bayhan’ı finale taşıyor, daha ötesine geçirilmesi milletin iyice enayi yerine konması olacağından, -artık elenmen gerekir deniyor, Kenan Erçetingöz’ün dediği gibi de, bir şekilde 3-5 (!) mesajla sonuçlar değiştiriliyor. AB ile uyum iyi sağlanmış, “Ben Evleniyorum Evi'nde haftalar boyunca doğru erkeği (!) bulana dek partner değiştiren kızların milyonlarca insanın seyrine açık kur yapma, uzunları yakma, ‘ay elektrik alamadım' sefilliği..” sergilenip sürüyor. Çıkıyor tenis oynuyor ya da podyumda yürüyor, sonra da gülerek, –frikik verdim mi (?) diye soruyor. Toplumsal baskısı (-utanması) henüz tamamen kaybolmamış olan elin Amerikalısı Janet Jackson ise, birlikte sahne aldığı arkadaşının göğsünü açması sebebiyle, “Bu kadar ileri gitmeye niyetim yoktu. Herkesten özür dilerim.” derken, bu olayın ardından soruşturma talimatı veren Amerikan Federal Haberleşme Komisyonu Başkanı Michael Powell ise, “Bu, seviyesiz, kaba ve acınacak bir gösteri. Ülkemizin çocukları, aileleri ve vatandaşları daha iyisini hak ediyor.” diyor . Bizde sorumluluk hisseden biri herhalde yok ki, popüler kültürümüz (!) doludizgin gidiyor. Sözkonusu bu kültür (!), ‘adam etmeye’ çalışan seçkinler ile bir türlü ‘adam olmayan’ cahil kitle karşıtlığı, ‘çift (iki)-halklı’ toplum karşıtlığı gibi görülse de, Beyaz Türkler, Siyah Türkler gibi çiftler olarak tanımlansa da, bu ikisi ancak bir arada olunca bir bütün olabilmektedir . Daha doğrusu, ister ´Beyaz Türkler Siyah Türkler´ şeklinde ´iki populus’ ya da iki ‘popularis’ten daha fazlası olsun, ya da ne kadar çatallanmış olursa olsun ´hepsi kültürsüzlük´, ama adına ´popüler kültür´ (!) deniyor. Kullanım ve tüketim kültürüne tapınmacılık, putperestlik sergileniyor ama, adına ´popüler kültür´ (!) deniyor. Oysa, ´çarpık kültür´ denilmesi gerekiyor. Toplumsal çarpıklığımızın Tanzimat ile başladığı, Osmanlı’da bir kısım paşa çocuklarının Tanzimat sonrası Fransız mürebbiye ve hocalarının terbiyesinde büyütüldüğü tarihi bir gerçektir. Bu süreçle birlikte, -Allah senden razı olsun diyen validesine, ‘Mersi! Şer mer!’ diye karşılık veren (Recaizade Mahmut Ekrem;Araba Sevdası) bir nesil yetişmiştir. 1945’lere kadar süren bu kültürün hakimiyeti, bu tarihten itibaren ABD’nin büyük güç olarak ortaya çıkışı ve NATO’nun kuruluşu gibi etmenlerle yerini İngilizce ve ABD kültürüne, Amerikanlaştırılmamıza bırakmıştır. Öyle olunca da, ´ay elektrik alamadım yada –frikik verdim mi´ kültürsüzlüğü almış başını gidiyor. Yaşanan bu hal, ´kimlik´ kırılmasıdır. Tanzimat’la başlayıp, 1940’lı yıllarla iştah kabartan, 1980’li yıllarla azgınlaşan, 1990’lı yıllarla toplumu ahtapot gibi saran, 2000’li yıllarla da parsa toplamaya başlayan ´Toplumsal Değiştirilme Projemizin´ hayatımıza yansımasıdır bu. Dışarıdan, içeriden, duvarın tek bir yüzünün bize gösterilmesinin sonucudur bu. Bu sunum yüzünden halkımıza yayılmış bir ´kendine yabancılaşma´, yani ´çarpık kültür´ sözkonusudur, ´popüler kültür´ değil. Benim üniversite yıllarım olan 1970’lerin pop dünyasının belki de bir numaralı ismi, aslı Rum olan Yusuf İslam (Cat Stevens) için Can Dündar, “Ben onun bir kalemde silip attığı renkli gençliğimiz için hayıflanırken o da Türklerin bir kalemde silip attığı İslami geçmişine ağıt yakıyordu.” diyor . Ağıt yakılan şey, duvarın asıl yüzündeki “çarpık olmayan kültür”, yani Hz.Adem’den (yaklaşık 12 bin yıldan) beri hiç değişmeden gelen kültür olmaktadır. İşte, ´popüler kültür, her dönemde tanınan (popüler olan) bu kültürün, İslam Kültürü’nün adıdır. Yoksa, insanlığın Altın Çağı’nın bittiği Nuh Kavmi dönemi ile başlayarak gelen putperestliğin adı değil. Vasiyetinde, -Cenazemin ardından beni tekbirlerle uğurlayın diyen rahmetli Cem Karaca’nın yansıttığı kültürün adıdır. Yoksa, cenazenin ardından alkış tutturan, -ay elektrik alamadım sefilliğini de üreten “çarpık kültür”ün adı değil. İslamcısı (!), olmayanı ulusal basındaki kültürsüzler için yazdım. |
|||