UYANMAN, UYUMAMAN GEREKİYOR
(08 Nisan 2004)
   Genel ´yerel seçimler´ bitti, pek çok yorum yapıldı. Benim de katılabileceğim bir yorum şu oldu: AKP, oyu artarak kazandı. CHP, oyu düşerek kaybetti. DYP ve MHP, çıkmayan canda umut vardır gösterdi. DSP, YTP, ANAP ise, ´siyasi mevta´ oldu. Saadetlilerin ise, bu ´saadetsizlik´ neden diye düşünmeleri gerekir.
Seçimin en önemli yönü ise, seçmenin yüzde 30’unun sandığa gitmeyerek verdiği mesaj, “Oy versem ne olacak, vermesem ne olacak, doğru dürüst parti yok, değişen bir şey yok, ben bu sistemden umudu kestim, mesajı.” olmuştur . Bu mesajı verenlerin yada mesajı olmayanların bilmeleri gereken şey ise, biz kendimizi değiştirmediğimiz, yani ´bilgi´ sahibi olmadığımız sürece ´felah´ bulmamızın mümkün olamayacağı yada sorunlarımızın çözümüne talip olanların kendilerini düzeltmedikleri, yani ´er kişi´ değil ´bilge kişi´ olmadıkları sürece bizim için yapabilecekleri bir şey bulunmadığıdır.
Oysa, insanın yakınındadır gerçek. Onu görebilmek için ise, ´bilgisizlik´ten kurtulmak gerekir. Mesela, “AKP Hükümetinin diğerlerinden farkı yok, onun da üzerinde IMF sopası var gerçeği ortada iken, hangi hükümet olursa olsun değişen bir şey olmayacağını bilmemiz gerekir. Şu bu ´merkez´ yada şu bu ´sosyal demokrat´ yada şu bu ´liberal´ yada ´muhafazakar demokrat´ gibi masallara aldanır, yeni bir şey sanırsanız, çektiğiniz sıkıntıları çocuklarınızın da çekeceğini bilmeniz gerekir. Amerikalı Fuller gibi ideologların ´Müslüman Demokrat´ rolü biçtikleri AKP için fazla söze gerek yok da, önümüze konan diğer seçeneğimiz CHP’de durum ne, nasıl?
Öncelikle bilmemiz gereken, 1940’lı yılların İsmet Paşa’lı CHP’si ile IMF’leştiğimiz yada ´model´ değişikliğine sokulduğumuzdur. Türkiye’de kültür emperyalizmini kurmak için ilk önemli tavizi 27 Aralık 1949’daki “eğitim” anlaşmasıyla elde eden ABD’nin uzmanları (!) tarafından önce uyutulmuş, sonrasında gelen Amerikan ´süt tozu´yla da büyütülmüştük! Şimdilerde sıra, beşiğimizin değiştirilmesine, uykumuzun sürdürülmesine, yani ´modelimizin´ yeniden değiştirilmesine geldi. Eskiden ´yabancı´ uzmanlarımız (!) vardı, şimdilerde ise ´yerli olmayan yerli´lerimiz var. DSP’yi ortadan kaldıran yerli (!) uzman sayın Kemal Derviş, kendisiyle seçim kazanılamayacağı bilinmesine rağmen sayın Baykal tarafından CHP’ye alınmakla kalmamış, Genel Başkan Yardımcılığına da getirilmişti! Soru şu idi: Baykal bunu neden yapmıştı? Bunun cevabı, siyasetimizin sayın Baykal’ın da dışında ´seyreylediği´ olmaktadır. Hani askerde bir emir vardır, “yapılacakk…yap”, komut ´yap´ olunca CHP’de Dervişlenmiştir!
Adı demokrasi ama, halka rağmen halk idare edilmekte, kendisine sorulmadan ´model´imiz değişmekte ya, yerel seçim öncesinde başlatılan, seçim sonrası hızlandırılan bir proje ile Baykal da öncekiler gibi siyasetin dışına itilmek istenmektedir. Sayın Ecevit ile Kıbrıs çözülemezdi, AKP’miz doğdu ya, tamamen muhalefetsiz bir model, o Müslüman bu Müslüman tanımlamaları ile de dolu bir yapı ortaya çıkması için Baykal’sız CHP de doğmalıydı! Hakkında çıkan iddialar üzerine, zaman zaman gözlerinin de dolduğu bir basın açıklaması yapan sayın Baykal, “Medyanın ve siyasetin bize ödettirmek istediği bir bedel olduğu artık açık. CHP ve ben sistematik hedef haline getirildik.” demiştir . Kendisinin de, CHP’nin de değiştirilecek olduğunu görmüştür. ABD Büyükelçisi, Baykal’ın rüşvet almakla suçlanmasına yol açan Pentagon ait olduğu öne sürülen belgenin “düzmece” olduğunu açıklamıştır ama, iddia ile istenen elde edilmiş, sayın Baykal ve CHP tartışılır hale getirilmiştir. Esas oğlanımız (!) ise belli, Derviş’imiz yine başroldedir.
Neler oluyor’u görebilmek için de, ´seçim kararı´ ile AKP’ye ´iktidarı veren´ Bay Derviş’in, bugünlerde neler yapmak istediğine bakmamız yeterlidir. Sayın Demirel’in, ´Anlamadığım birisi´ dediği Kemal Derviş, AKP’den değil de, CHP’den şikayet etmektedir. Seçim öncesi MYK üyelerine dağıtılan raporunda, başarının yolunun “Atatürkçü-sosyal demokrat sentez” olduğunu belirtmektedir. Dervişimizin ´yeni misyon´ önerisine sayın Baykal, “Derviş’in 'Atatürkçü düşünce ile sosyal demokrasiyi bir senteze tabi tutma' önerisinde ben ve CHP açısından yeni bir şey göremedim” dese de, ok yaydan çıkmıştır. Bu yüzden, ´parçalayıcı uzman´dan açıklık beklenmekte, “DSP ve YTP’den sonra sıra CHP’de mi?” sorusunun cevabı istenmektedir . Oysa, cevap zaten ortada, ´küresel emperyalizmin´ kendilerine “Müslüman Demokrat” rolü verdikleri bazı Müslümanlar, millet bu ´dolma´yı hemen yutamaz diye düşünüldüğünden olacak, “Muhafazakar Demokrat” ismini aldılar ya, CHP’den de istenen bu, değişim! Graham Fuller gibi yabancı modelistlerimiz (!), “Laikliği bir kenara bırakın, İslam ülkelerine önder olun” derken, ´yerli modelist´imiz Bay Derviş de, “bir insan hem dindar hem solcu olabilir.” buyuruyor. Sayın Baykal tehlikeyi görüp, Kıbrıs’taki muhalefetini bıraktı, Annan kazığı için, “fena değil” demeye başladı ama, onsuz yeni misyonlu CHP ufukta gözüküyor.
İmdi; Avamı ve Avarifi ile ey güzel halkım : 1940’lı yıllarda sana ne-nasıl düşüneceğin söylenmiş, sen de uymuş, uyumuştun! Bugünlerde de uykuda iken yeni ´model´in belirleniyor. Amerikan Rüyasının bir ayağı yenilikçiler (!), diğer ayağı Dervişler ve de dini ayağı hocalar ile sana yine nasıl düşünmen gerektiği söyleniyor. Müslüman’ın, ´Müslüman´dan başka bir ismi hiç olamaz ´Kur’an bildirisi´ belki bir başka yazıya, ´bir insan hem solcu hem dindar olur´ masalı, ´Müslüman Demokrat´ saçmalığı, ´İslam Dünyası yoktur´ şeklindeki Müslüman toplumları yeryüzü coğrafyasında ´azınlık´ durumuna düşürecek görüşler ile ´uyanmadan uyuman´ sürdürülmek isteniyor. Fakat, artık ´uyanman´, 2010’lu yıllarda yeryüzünde gerçekleştirilmesi planlanan ´Hıristiyan Yahudi´ müşterek ´vahşet´ini önlemek için ´uyumaman´ gerekiyor.