SİZ SİZ OLUN,
KENDİNİZE BİR ´KARGA´ BULUN
(30 Ekim 2002)
    Birileri hak etmedikleri halde seçilme çabası içinde iken, birileri de onları seçtirmek için gayret sarf ederken, bir başkaları ise ne yaptıklarını bile bilmeden onları seçme hazırlığında iken, bütün bu kesimlerin, Ağustos ayı sonunda basınımızda sıklıkla yer alan, sonrasında ise bir gazetemizin Bilim Teknik ekinde her hafta bir yazıya konu olan dış kaynaklı bir haberin farkında bile olmadıklarından eminim. Çünkü, sözünü ettiğim olay bilimseldir ve de menfaat getirisi yoktur.
Sözkonusu haberde, Kuşlar aleminin en zeki hayvanının Karga olduğunun bir kez daha ispatlandığı bildiriliyordu. Öyle olunca da, “-Alet kullanabilen hayvan olarak da bilinen karga, daha öteye geçerek alet yapmayı başardı.” şeklinde birilerinin şaşkınlıklarını okuduk. Hadiseleri ´Yaratıcısız´ açıklama gayreti içersinde olanların bu şaşkınlıkları, alet yapan hayvan olarak sadece Primatları (insanın atası olduğunu ileri sürdükleri maymun benzeri canlıyı) kabul etmeleri idi. Bu şaşkınlıkla da, “Şaşırtıcı değil mi? Evet, başta primatlar olmak üzere bazı hayvan türlerinin alet yaptıkları, ya da kullandıkları biliniyor, ama karganın bu yetisi ender olduğu kadar önemlidir de.” denilmiştir. Şaşkınlığa sebep olan hadise ise, Oxford Üniversitesi’nde yapılan bir deneyde, -Betty- adındaki bir Karga’nın, tekrarlanan deney başarısı idi.
Oysa, kim Karga’nın bunu başarabileceğini düşünebilirdi? Çünkü, Karga, hemen herkes için “aptal” Karga’dır. Üstelik, Karga hakkında bir dizi kötü öyküler hala ortada dururken bu nasıl olabilirdi? Ya da, Karga’nın aptal veya kötü olduğuna dair günlük hayatımızda yer alan kabullerimiz doğru olmayabilir miydi? Bir başka deyişle de, Karga’ya atfedilen bu, “aptal-kötü-ihanet eden” benzeri tanımlamalar nereden kaynaklanmaktaydı? Bunun kökeni ne idi?
Soru bu olunca da, pek çoğumuzun aklına, -Le Fontaine kaynaklık etmiştir- demek, gelmiş olabilir. Çünkü, Le Fontaine’in, “Tilki ile Karga” hikayesini, Tilki’nin Karga’ya, “ne de güzel sesin var Karga kardeş” diye başlayan masalını hemen herkes hatırlamış olmalıdır. Sözkonusu bu hikayede, Tilki’nin, nasıl Karga’yı kandırıp, ağzındaki Peyniri kaptığını hatırlamadan edemeyiz. Fakat, soru’nun cevabı bu mudur? Tabii ki de, değildir. Sorunun cevabını, “insanlık tarihi” içersinde aramak gerekir. Tufan kaynaklı haberlerden gelen, Nuh Peygamberin, karayı bulmak için “kuş uçurduğu” ile ilgili olarak yapılan (Kur’an dışı) rivayetlere ve de bütün bilim dallarının “rehber kitabı” olan Kur’an'-ı Kerim’e bakmak gerekir.
Nuh Tufanı’ndan bahseden en eski tarihsel metin (M.Ö.2900) olan ve de Tevhidi bir karakter arz eden Sümer Tufan Öyküsü’nün yer aldığı kil tablette, Tufan kahramanı Ziusudra’nın (Nuh’un), karayı bulmak için herhangi bir kuş (Karga) uçurduğuna dair hiçbir haber yoktur. Kuş uçurulması ile ilgili haberin yer aldığı metin ise, yazım tarihi M.Ö.700 olarak belirtilen, fakat kimilerince de M.Ö.1800’e kadar çıkartılan Gılgamış Destanı bünyesinde yer almaktadır. İşte, kendinden çok önceki Sümer tabletindeki Tufan haberinin zaman içersindeki bozulmuş şekli olan Gılgamış Destanı’ndaki Tufan haberinden kaynaklanan ve buradan İsrailiyata, oradan da İslam kaynaklarına kadar giren rivayette, Nuh’un, Tufanın bitimi esnasında karayı bulmak için önce Karga uçurduğu, fakat, Karga’nın geri dönmeyişi sebebiyle daha sonra Güvercin uçurduğu ve bu hayvanın ağzında bir zeytin dalı ile Tufan Gemisi’ne geri döndüğü haberi vardır. Taberi Tarihi’nde yer alan, “...İsa, Ham’dan: Nuh memleketlerin su altında kaldığını nasıl bildi diye sorduğunda Ham: Nuh haber almak üzere Karga gönderdi. Karga bir leş görerek ona yapıştı. Nuh Karga’ya korkak olmakla beddua etti. Bundan dolayı Karga evlere alışmıyor. Nuh bundan sonra Güvercini gönderdi. Güvercin gagasıyla ısırarak zeytin yaprağı getirdi.” şeklindeki rivayette görüldüğü gibi de Karga, geri dönmediği iddiası ile açık bir şekilde lanetlenmektedir. Hal böyle olunca da, Karga’ya olan nefretimizin ve bu hayvanı aptal buluşumuzun kökeni de yerini bulmuş olmaktadır. Tabii ki de, Tufanın bitimine yakın Nuh’un, karayı bulmak için Karga gönderdiği ve Karga’nın geriye dönmediği rivayetlerinin doğru olmadığı da ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Peki ama, bilimsel çalışmalara konu olan, Karga’nın en zeki hayvan olduğu sonucunu nereye oturtacağız? İşte, bunun için de, bütün bilim dallarının rehber (kaynak) kitabı olan Kur’an’a bakacağız; “iki kardeşin hadisesi”ne bakacağız: Maide Suresi’nin 30-31’nci ayetlerinde, nefsine uyarak kardeşi Habil’i öldüren Kabil’e, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini göstermek için bir Karga’nın gönderildiği bildirilmektedir. Kur’an kaynaklı bu haberde, Karga’ya yönelik en küçük bir menfi söz olmadığı gibi, ayetlerde Karga, öldürülen Habil’in cesedinin gömülmesi şeklini göstermek için gönderilmiş bir YOL GÖSTERİCİ konumundadır da:
“Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Katil kardeş) -Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar da olamadım mı ki, kardeşimin cesedini gömeyim- dedi...” (Kur’an-ı Kerim : Maide-5/31)
Böyle olunca da, Karga’nın hayvanlar dünyasının zeki hayvanlarının başında gelmesinin şaşılacak bir yönü olmamasının yanında, “Klavuzu Karga olanın burnu b..tan kurtulmazmış” deyiminde Karga’ya atfedilen güvensizliğin anlamsızlığı da ortaya çıkmış olmaktadır. Önümüz seçim. Siz, siz olun, kendinize iyi bir Karga, yani ´yol gösterici´ bulun.

“Gerçekten onlara....yol gösterici...olarak, ilim üzere açıkladığımız bir kitap getirdik.” (Kur’an-ı Kerim : A’raf-7/52)