O ADAM BİLMİYOR MU? (06 Kasım 2002) |
|||
Kur’an’ın “Şifresi” bulunduğunu iddia eden çalışma, eğer bir cahillik (bilgisizlik) değilse, hiç de iyi bir niyetle yazılmamıştır. Bu iddiamızı, Kur’an’ın indirildiği ay olan Ramazan’ın bu ilk günü, bu köşenin sınırlarını çok aşar olsa da yazalım istedik. Eğer Kur’an’da, bir ´Şifre´ sözkonusu olsa idi, Şifre denen şey her ne ise, “genel” olması, yani, “Bütün Kur’an Sureleri”ni kapsaması (bütün Surelere uygulanabilir olması) gerekirdi. “Kur’an-ı Kerim’in Şifresi” ismi verilen sözkonusu kitapta , ismine münhasır olarak, “Bütün Kur’an Sureleri” için, “Tek Bir” Şifre bulunması beklenirken, sözkonusu kitapta, “Kur’an’ın Şifresi” denilebilecek bir “genel Şifre” yoktur. Bunun da ötesinde, bütün Kur’an Sureleri için tek bir “genel” Şifre olmayışının yanında, sınırlı sayıdaki Sureler için kullanılan “ortak bir (-tek) Şifre” de yoktur. Kitapta, “iki kademeli” olarak yapılandırılan bir formül kullanılmakta, bunun sonucu elde edilen tarihlerin bir takım öngörülere işaret ettiği iddia edilmektedir. Fakat, bu yapılırken, (mesela) I.Dünya Savaşı’na işaret ettiği ileri sürülen iddia da; formülde I.Kademe hesabında, dizide bulunan “eksik sayıların hepsi” hesaba katılırken (s.81), Helikopterin icadı olarak gösterilen iddiada ise, sadece “merkezin solundaki rakamlar” hesaba katılmakta (s.99), bu şekilde Kur’an’ın Şifresi denilen şeye uyulmamaktadır. Kromozom sayısının bildirildiği ileri sürülen iddiada ise, I.Kademe hesabı hiç uygulanmadan II.Kademe hesabına geçilmekte (s.233), bu şekilde, ana formülü uyulmamaktadır. Kitapta, Kur’an’ın Şifresi olarak sunulan formüle çoğu kez uyulmamakta, düşünülene ulaşabilmek için rakamlarla istenildiği gibi oynanmaktadır. İlk kopyalamayı bildirdiği ileri sürülen hesap şekli de (s.265) bu iddiamızı doğrulamaktadır. Hemen her durumda değişkenlik arz eden bir şeye ise, Şifre (formül) denilemeyeceği de açıktır. Ayrıca da, kitap da, iddia edilen hadiselere ulaşabilmek için yapılan uygulamada, bazen (A); “1-Surenin numarası, 2-Surenin İniş Sıra Numarası 3-Surenin Ayet Sayısı” şeklinde bir sıralama takip edilirken (s.255), bazen (B); “1-Anahtar Ayet 2-Surenin Numarası 3-Surenin İniş Sırası” şeklinde bir sıralama (s.257), bazen de (C); “1-Surenin Numarası, 2- Surenin Ayet Sayısı, 3-Surenin İniş Sırası” şeklinde bir sıralama (s.259) takip edilmektedir. Bunların dışında; bazı surelerin başına 19 veya 20 rakamı getirilmesi ile dört haneli bir sayı (Şifre) elde edilmesi gibi bir metot uygulanmakta (s.263), bunun da dışında, sadece sayılarda değil, harf ve kelimelerde Şifre içinde Şifre elde edilmesi gibi bir başka metot da (Şifre de) kullanılmaktadır (s.273), Bunların da dışında, bazı surelerden tesadüfle açıklanabilecek veri (Şifre) elde edilmesi metodu da kullanılmakta (s.277), eh...”Kur’an Şifresi” adı altında bu kadar metot-Şifre (!), yani Şifresizlik sergilenmesine tahammül edebildiyseniz bunlara ilaveten bir de, “...genel kuralımıza uymamakla birlikte merkez sayısının birler basamağını da elde ettiğimiz sayıya dahil ediyoruz.” (s.298) Şifresi de (!) bulunmaktadır. Durun, daha bitmedi. Mukatta harfleri ile başlayan sureler için, “Diğerlerinden farklı olarak bu surelerde, kuralımızda küçük bir değişiklik yapıyoruz.” denilen Şifre de (!) var ki (s.68), bütün bu komedi manzumesine, “Kur’an-ı Kerim’in Şifresi” ismi verilmesinin anlamsızlığı ortadadır. Bu sebeple de, Diyanet İşleri Başkanlığımızın sözkonusu kitabın isminin değiştirilmesi için gereğini yapması gerekir. Üstelik, kitapta, Kur’an, “kehanet kitabı gibi” de gösterilmek istenmektedir. “....yüzyıllar öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli ezoterik bilgiler ve kahinlerin söyledikleriyle bizim Kur’an-ı Kerim’in içinden çıkarttığımız yakın geleceğimizle ilgili bilgiler arasında büyük bir paralellik bulunmaktadır.” denilmesi (s.281), bu iddiamızı ortaya koyar niteliktedir. Bunun yanında, Kur’an-ı Kerim’in bildirileri ile, muharref Tevrat ve İncil’in bildirilerinin aynı şeyler (özdeş) olduğu (s.42), “...Kur’an’da tespit edilen gizli bilgilerle Tevrat ve İncil’deki gizlenmiş bazı bilgilerin birbirleriyle paralellik göstermesi...” (s.36) gibi asla doğru olmayan iddialar ileri sürülmesi de bu düşüncemizi doğrulamaktadır. Kitabın, “Dinlerin ortaya çıkışının 5.Nesil olarak gösterilen Hz.Musa döneminde ortaya çıktığı iddiası bile (s.339), amaçlanın, din (İslam) dışı iddialar olduğunu ortaya koymaktadır. Çünkü, din’in ortaya çıkışı Hz.Musa’dan birkaç bin yıl önce, Adem (a.s) ile başlar. Kitapta, İnsanlık Tarihi için verilen tablo da (s.339), hem dindışı, hem de bilimdışıdır. Tablo’da, tarih, başlangıç tarihi verilmeyen bir başlangıç devresi ile başlatılmakta, daha sonra da; -Galaktik Irk, Yılanoğulları, Tanrıoğulları, Altın Çağ, Mu Uygarlığı, Atlantis Uygarlığı, 12.000 yıl önce gerçekleşen bir Tufan- şeklindeki bir kronoloji de ortaya koyulmaktadır ki, bu iddiaların tümü bilimsel aklın ötesinde olması sebebiyle de akıl dışıdır. Ayrıca, Kitapta, Kıyamet’in 2014 yılında metorik olay ile olacağı iddiası da var ki (s.318-319), bu iddia da Kur’an dışıdır. Çünkü, Kur’an’ın, bildirisi şudur : “Yer ve dağlar kaldırılıp da bir çırpılış çırpıldıkları zaman, İşte o gün Kıyamet kopmuştur. Gök de yarılmış; o gün o da sarkmıştır.” (Kur’an-ı Kerim : Hakka-69/14-16) Ayette görüldüğü gibi de, Kıyamet hadisesi, yer ve gök olaylarının birlikteliği ile yaşanacak, meteorik olmayacaktır. Kitabın bir başka olumsuz yönü ise, “2014 yılında Kıyamet ve Uyanış olacağı” iddiasını bugün okuyup-duyup benimseyen insanların, sözkonusu tarih gelip de, bildirilen olmadığında Kur’an’a duyacağı şüphe olacaktır. Kıyamet tarihi olarak bildirilen 2014 tarihini, Kur’an’ın Şifresinin (yani, Ku’an’ın) bildirdiği (!) iddia edildiği için de, bildirilen hadise ortaya çıkmadığında onu bildirene (yani, Kur’an’a) duyulacak olan güvensizlik olacaktır. Hal böyle olunca da, belki de aynı köken kaynak ortaya çıkıp, “bakın Kur’an’ın söylediği doğru çıkmadı, demek ki Kur’an ilahi kitap değildir” iddiasını da ileri sürebileceklerdir. Sonuç olarak; Kur’an, kendi ifadesiyle Gizli (Şifreli) bir kitap olmayıp, apaçık bir kitaptır: “Bunlar, apaçık Kitab'ın âyetleridir.” (Kur’an-ı Kerim : Şuara-26/2) Bu apaçık kitap, sözkonusu kitapta “ilk kopyalama”yı (bilimsel bir sahtekarlık olan o çalışmayı) bildirdiği iddia edilen Surede bildirilen gerçek ise şu : “O adam Allah’ın kendini gördüğünü hiç bilmiyor mu? “Hayır, hayır! Eğer o, bu davranışından vazgeçmezse, and olsun ki biz, onu perçeminden, o günahkar perçeminden tutup cehenneme sürükleriz.” (Kur’an-ı Kerim : Alak-96/14-16) |
|||