BOP’ÇULARA MÜDAHALE ETMELİSİNİZ
(25 Mart 2004)
   Tayyip Bey, hükümet olmasının hemen sonrasında başını azıcık kaldıranı ´azarladıkça azarlıyor. Oysa, Başbakan yurt dışında şirin ve mültefit oluyor, hele ki Beyaz Saray’daki yapıcılığına, Amerika’dan ´Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)´ için sipariş aldığında nezaketine diyecek olmuyor . Konu vatandaş olunca da azar eksik olmuyor. Bu yüzden halk ezilmişlik psikozuna giriyor. “Başbakan tarafından azarlanma ve insan içine çıkamama utancı toplumsal bir psikoloji bozukluğu -travma yaratmış olabilir.” deniyor . Azarlanmanın yükünü taşıyamayanlar da, azarlayana ´zam yap´ diye bağırıyor.
Hal ve gidiş bu iken dikkatten kaçmaması gereken bir ´soru´ geliyor. Daha başka bir ´sistem´ olamayacağı, bu anlamda “tarihin sonunun yaşandığı” şeklinde bir ´teori´ var deniyor. Teori Türkiye’ye uygulanırsa, hele de şu kadroları ile Türkiye seçmeninin çoğunluğu sola oy vermeyeceğine göre, AKP’li seçenek, bu coğrafyada demokrasi tarihinin sonu mu olur (?) diye soruluyor . Bir başka deyişle de, Hıristiyan Siyonistlerin öngördükleri 2010-12-14 yılı ´göksel felaketi´ öncesi ´işaretler´ var yada ´teori´, Türkiye dahil Müslüman coğrafyanın ´Hıristiyanlaştırılması´ projesi mi oluyor?
Cevabı bulabilmek için resmî açıklamalara değil, geleneğimizdeki, ´baklayı ağzından çıkarmak´ tabirini ortaya koyan sözlere bakmak gerekir. ABD’nin 11 Eylül’de vurulması sonrasında Bush’un, “uzun zaman alacak Haçlı Seferi başlattık”, İngiliz Blair’ın, ´vakit geldi´ ve Başbakan Erdoğan’ın ´dostum´ dediği İtalyan Ber’usconi’nin, İslam ülkelerinin Batı tarafından işgal edilerek Batılılaştırılması gerektiği şeklindeki sözleri; kendilerini uygar gören vahşilerin, vahşi gördükleri Müslümanları ´Hıristiyanlaştırma´ hedefi taşıdıkları görülebilmektedir. Bu düş, Hıristiyan Siyonist kültürde “İkinci geliş” adı altında yer almaktadır. Eski Ahit’te, Daniel’in haber verdiği ´Günlerin Sonu´ misyonu, Yeni Ahit’de de, Yuhanna’nın Vahyi’nde yer alan ´kıyamet´ öncesi ´işaretler´ ile bulunuyor. Yani, gökten geri dönecek Tanrı İsa ile Şeytan’ın (-Müslümanların) hesaplaşacağı ´son savaş´ öngörülüyor. Bu yüzden, Matta 24:6-8 anlatımındaki, ´olması gerekir´ denilen olayların bir kısmı olarak, 11 Eylül 2001’de ABD’de, 20 Aralık 2003’de Türkiye’de, 11 Mart 2004’de de İspanya’da dehşet sergileniyor. Teorinin son safhasında ise, bir büyük “göksel afet” beklentisi, sonrasında da Hz.İsa’nın geleceği, ´Altın Çağ´ın başlayacağı kabulü bulunuyor.
Türkiye’deki bir kısım Müslüman da, bu ´hurafe inanca´, Kıyamet öncesi Hz.İsa’nın tekrar yeryüzüne döneceği (-Kur’an dışı) iddiaları ile bilerek yada bilmeyerek destek vermektedirler. Müslüman kimliği ile tanıdığımız siyasimiz sayın Erdoğan ise, Beytullah’a 100 km. mesafedeki Cidde de, ‘İslam Ortak Pazarı’nı doğru bulmadığını açıklaması yetmiyor, ´kamplaşmalara´ da sebep olacağını söylüyor. Fakat, köküne kadar Hıristiyan Yahudi kamplaşması olan ABD-AB için en küçük bir itirazı bile duyulmuyor. Paranın dini imanı olmaz diyor ama, üzerinde “Biz Tanrıya güveniyoruz” yazılı dolar’la borçlanmaktan başka bir yola da girmiyor. Mesut Yılmaz Bey’in, “AB’nin yolu Diyarbakır’dan geçer” diyerek parsayı topladığını biliyor, İslam coğrafyasındaki Müslümanları zorla değiştirmek ve dönüştürmek projesi olan Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) için ´o´ da, “Diyarbakır B.O.P’un merkezi olacak” diyor, yani bunu ´biz yaparız´ demek istiyor.
Projede ´kadın´dan saldırı var, Müslüman ´kadının değişmesi´ isteniyor, Bülent Eczacıbaşı’nın ABD’li ideolog Bernard Lewıs’den aktardığı, Müslümanların geri kalmasının sebebi İslam toplumlarında ´kadının ikinci sınıf vatandaş´ olmalarıdır ifadesi , projenin sahiplerini ve kimin nasıl bir rol üstlendiğini gözler önüne seriyor. Sayın Başbakan ile bazı Bakanlar ve de sayın eşlerin, her fırsatta aşktan, eşlerini özlemekten, mum ışığı yemeklerinden yada sevgilililer günü saçmalığından bahsetmeleri sebepsiz değil. Bir başka eş, Abdullah Gül’ün sayın eşi de, AİHM’de açtığı Türkiye aleyhindeki başörtüsü davasını geri çekmiş bulunuyor. Başörtüsü sevenler sabretse de beklenti boş, “Avrupa, başörtülü- türbanlı İslam görüntülerini coğrafyasından kaldırmak yolunda.” yürürken , içerde de Müslüman kadın simgesine ´töre cinayeti´ perdesi arkasında ve televizyon programları ile saldırı sürüyor. Erkeklerimiz elin gavuru için pek tehlike arz etmiyor, zaten esen rüzgarla sakal kesilmesi, bıyık kazıtılması sürüyor. Erdoğan’ın Rize’deki ilçesinin Belediye Başkanı için sakal kesti deniyor .
Sayın Erdoğan’ın Belediye dönemindeki danışmanı Mehmet Metiner denilen şahıs, ‘‘Bir zamanlar Taliban gibi düşünürdük. Şimdi değiştim.’’ buyurmuşlar. Eskiden de bugün de ´bilgi´ sahibi olmadığının farkında bile olmayan Bay Metiner’in peşinden Başbakan Erdoğan da, ´geçmişte Din istismarı yaptık´ demişler. Değişim meğişim yok, istismar da sürüyor, kadınımız erkeğimiz değiştiriliyor. Bu yüzden asıl şimdi ´değişmeleri´, Hıristiyan Siyonistlere karşı ´ters yüz´ olmaları gerekiyor. Çünkü, ´teori´ sahipleri, 2010-12 yada 2014 tarihinde öngördükleri ´göksel felaket´in gerçekleştiğini göstermek için uzaydaki bir uzay aracına yerleştirmiş olabilecekleri nükleer silahlar ile dünyamıza ´nokta atış´ yaparak Müslümanların ´özel´ bir bölgesini vurmak (sonra da, -göktaşı düştü, demek) çılgınlığını bile gösterebilirler.
Eğer Amerika’nın Türkiye’deki dostlarının hizmet aşkını frenleyemezsek çok ağlarız deniyor . Ağlamamak için elinize bir fırsat geçti, önümüzde ´yerel seçim´ var. Müslümanlar için “tarihin sonu” düşü görenlerin işbirlikçilerinin, bir başka deyişle, aralarında hiçbir Hıristiyan devlet bulunmayan İslam coğrafyasını (BOP ile) ´Hıristiyanlaştırmayı´ amaçlayanların destekçilerinin yada azarlama hastalığının (!) reçetesi ´oy´dur. İspanyol seçmeni tepkisini verdi, Bush’un işbirlikçisi iktidarını gönderdi, bunun her ülkede olması gerekiyor. Yoksa, gelecek hiç de iyi görünmüyor. Geleceğinize müdahale etmelisiniz.