İSLAM DÜNYASI DİYOR Kİ
(01 Nisan 2004)
   Yaklaşık 10 yıl önce yapılan bir röportajın yeni bir versiyonu, ´yerel seçim´ öncesi vizyona sokulup ´siyasi parsa´ toplattırılmış bulunuluyor. Yazımızda ´parsa´dan değil de, toplanılmasına vesile olanlardan bir büyüğümüzün röportaj görüşlerine değineceğiz.
-Kendileri, hemen her dönemde ´siyasi değilim´ diyorlar ama, bu seçim öncesi de Tayip Bey’e övgüler göndermesi ile fiilen siyaset yapmış olmadılar mı?
-“Tayyip Bey...Cesurca bazı şeylerin üzerine gidiyor…aklı başında insanlar, işadamları bunu böyle kabul ediyorlarsa engellenmemeli.” buyurmaları ile, kime oy verecek olduğumuzu söylemiş olmadılar mı?
-“Bence Türkiye için yapmaları gerekli olan şeyleri yapmalılar. Ve bu olumlu şeyleri de kimse engellememeli.” denilmesi ile, oyların nereye gitmesi gerektiği söylenilmedi mi?
“Cenab-ı Hak onlara (-AKP’ye) bir fırsat vermiş.” diye de buyurdular ama, AKP’ye iktidar fırsatını Cenab-ı Hak değil de, Batılı destek ve tercihler vermiş değil mi?
-AK Partinin Muhafazakar Demokratlığı ile ilgili bir sorunun (yani, Amerikalı ideologların AKP’ye biçtiği Müslüman Demokrat rolü için), “İslamî gelenekleri ve görenekleri, teamülleri yaşamanın yanı başında bir demokrasinin olmasının hiçbir mahzuru yok….demokrasinin bir de metafizik buudunun olması lazım.” denilerek, Muhafazakar Demokrat yada Müslüman Demokrat olabilir denilmek istenmedi mi? Bu durum da, Müslümanın, Müslüman isminden başka bir ismi alamayacağını bildiren Kur’an ayetleri nasıl izah edilecektir?
-Kendileri, “Camilere gidip anket yapmak lazım. Kaç tane insan -aman Avrupa (-AB) ile beraber olmayalım- diyor.” diyorlar da, hani Camiye siyaset sokulmazdı, neden AB için Camiye siyaset sokuluyor?
-Ağzıkapanasıca Amerikalı Clinton’un, ´Hz.Muhammed yaşasaydı hanımı araba sürerdi.´ şeklindeki beyinsiz sözleri için, “Clinton söylediği için ben ona bir şey demem…bir Müslüman bunu söyleseydi, ayıplardım.” diyorlar da, Amerikan ´üretimi´ Ladin için, “Dünyada en nefret ettiğim insanlardan bir tanesidir” denilerek, Ladin, Müslüman kimliği ile tanındığı için, dolayısıyla Müslümanlara tepki gönderilmesine vesile olmuş olmuyorlar mı? Yada Peygamber efendimiz hakkında, vahşi bir insan, savaş adamı, terörist yakıştırmasında bulunmuş papaz Jery Falwell gibiler için hoşgörüleri hala sürecek mi?
-İsrail’de doktora yapan bir arkadaşlarına İsraillilerin, bir Barış organizasyonuna girmesi için teklifte bulundukları, fakat buna bir Filistinli silah tüccarın engel olduğu örnek anlatımlarından; barış sever İsrail’li ile, barış düşmanı Filistinli ´vurgusu´ ortaya çıkmış olmuyor mu?
-“Hz. İsa’nın geriye dönüşü muğlak zikrediliyor. Dönüş keyfiyetiyle alakalı bir şey söylenmiyor…Yani Kur’an-ı Kerim ve hadislerde o zatın (Hz.İsa’nın) ineceği söyleniyor; ama inme meselesi muğlak bırakılıyor.” diyorlar. Kur’an’da Hz.İsa’nın ineceği bildirilmemiştir. Muğlak olarak da yoktur. Olmadığı için de zaten, dönüş keyfiyeti ile ilgili bir şey de yoktur. Sadece bir kısım Müslümanın beklentisi bu yönde değil midir.
-Bir derginin, ´bütün insanlık O’nu (Hz.İsa’yı) bekliyor´ şeklindeki kapak manşetindeki, ´bütün insanlık´ şeklindeki korkunç yanlışlığa hassasiyet gösterilmezken, kapaktaki Hz.İsa resmi için, “Arkadaşlar resmini basmak zorunda değillerdi” hassasiyeti göstermeleri anlaşılır mıdır?
-Başörtüsü “imani mesele değildir” diyerek başörtüsüne vermedikleri hakkı, ´imani´ konu hiç olmayan Hz.İsa’nın yeniden geleceği iddialarına (-Hıristiyanlara) vermeleri nasıl izah edilebilir?
-“Çok kimse bugün -Hıristiyan Müslüman diyebileceğim çerçeve içinde mütalaa edilebilir.” ifadesindeki “Hıristiyan Müslüman” tanımlamaları, İslam dışı ve İslam için bir tehlike arz etmekte değil mi?
-“Bana bir arkadaşım geldi dedi ki: ´Bunlar biz Hıristiyanız diyorlar; ama falan yerde ekip halinde peygamberimiz ve Kur’an’ın propagandasını yapıyorlar. Biz Hıristiyanız demeyin diyeyim mi onlara?´ Ben, ‘Hayır’ dedim.” buyuruyorlar. Bu ifadeleri, maksatlı birilerinin ´gizli Hıristiyanlar´ var iddialarının tersini, yani ´gizli Müslümanlar´ var iddiasını ortaya çıkarmaz mı?
-“İbrahimî dinler tabirinden de rahatsız olanlar var.” diyorlar. Evet var, çünkü bu söz çok eksiktir, hatta yanlıştır. Çünkü, Hz.İbrahim de Nuh Milletindendir, O’nun dinindendir. Bütün Peygamberler, tek bir zürriyet, tek bir dinin mensubudurlar (Bkz.: İmran-34, İmran-65, İmran-67, Saffat-83, Şura-13).
-Müslümanlar özeleştiri yapmalı diyorlar da, Müslümanların önünde bulunanların da, dolayısıyla Kendilerinin de, -bugünkü perişanlıktan ben de sorumluyum, ben de kendimi eleştirmeliyim demeleri gerekmez mi? -“Türkiye’de hırsızlık yapmayan insan kalmadı neredeyse” diyorlar da, bu halin, yıllarca destekledikleri siyasal iktidarlar sonucu ortaya çıktığı, yani kendilerinin de sorumlu olduğu öz eleştirisi yapılmalı değil mi?
-Yer alanımız bitiyor, ´Kendileriyle´ röportaj yapan Nuriye Akman’ın, “…tespitleriyle siyasal islamın önünü kesen…başka bir din adamı var mı? Daha ne isteniyor anlamıyorum. Yoksa Müslüman’ın yobazı daha mı makbul, daha mı elverişli geliyor dünyanın yeni düzeni için?” sorusu , -Ben Müslümanlardanım diyen insanların her ne yaparlarsa elin gavurlarını ve de ´yerli olmayan yerli´leri hiçbir zaman memnun edemeyeceklerini açık bir şekilde ortaya koymakta değil midir?
En küçük bir art niyet taşımayan bu yazımı, ´Kendileri´ni seven sevmeyen herkesin ´ön yargısız´ değerlendirmesi gerekir. Hiç kimsenin İslam’a yanlışlık yapmak, ´İslam Coğrafyası yoktur´ demek lüksü olamaz.