DEMOKRASİ MEMOKRASİ (29 Nisan 2004) |
|||
Tecelliye bakınız ki, KKTC, ´iradesi değiştirilen´ halktan değil, Rusların vetosu ve Rumların referandum ´hayır´ından ´şimdilik´ hayır sağlamıştır. Bu, Sn.Genel Kurmay Başkanı’mızın, referandum sonucu için, “farklı kompozisyonların en hayırlısıdır” sözünden de anlaşılıyor zaten. İmdi; iktidarları döneminde ´yerli´ olanı azarlamayı alışkanlık haline getiren Sn.Başbakan’dan beklenen, “Kuzey’den evet, Güney’den hayır çıkarsa KKTC’nin tanınması için harekete geçeceğiz” sözünü yerine getirmesidir. Fakat, bunu yapabilecek durumda görünmüyorlar. Bu yüzden sözümüz, Rumlardan ´hayır´ çıkarsa KKTC’yi tanıma sözü ayrıca başka sözler de veren elin ´Batılı´sına olacak. Eğer gavur değilseler sözlerini tutarlar diyeceğim de, ne gezer, gavurluğu hiç kimseye vermezler, üstelik de, bizi de gavur etmek isterler. Ocak ayı içersinde okumuş, bir tarafa not etmiştim. Pek çok unvanı yanında, AB üyeleriyle ilişkilerin geliştirilmesi için Dışişleri Bakanlığı tarafından görevlendirilen gönüllü bir Büyükelçi unvanı olduğunu da öğrendiğimiz TESEV İcra Kurulu Başkanı Can Paker’in, kendisine sorulan bir soru ve verdiği cevaptı: “´Ne olacak bu AKP'nin hali?´ diye sordum. ´Eşcinsellerin de haklarını savunup savunmayacaklarına bakacağız´ dedi...Demokrasinin büyük sınavı.” idi, aldığımız notumuz . Unutmayıp hafızanıza yazın, hani demokrasi diye bir masal anlatılır ya, işte onun bir ölçüsü ile, AKP’nin varlığının nelere bağlı olduğunun bir açıklaması. Anlayana sivrisinek saz…olduğu için, ´yerli olmayan yerliler´ boşuna konuşmazlar, hava bozacak dedik, bekledik, kusuntusu Boğaziçi Üniversitesi’nden geldi. 19-20 Nisan tarihlerinde, “Queer (Eşcinsellik), Türkiye ve Kimlik” adlı bir sempozyum düzenlendiği, sempozyum sorumlusu Doç.Dr.Işol Baş’ın, Queer için, ´alternatif bir kimlik´ anlamı taşıyor dediğini öğrendik . ´Alternatif kimlik´, yani ´Lût Kavmi Kimliği´ deyiverelim herkes anlasın. Neler oluyor derken de, konu karşımıza, Kara Harp Okulunda yapılan bir konuşmada yine çıktı. Elin bir gavuru, bu güzide kuruluşumuzda, silahlı kuvvetlerde eşcinsellik kabul görülmeli dedi durdu : “Chicago Loyola Üniversitesi Öğretim Üyesi, Üniversiteler Arası Silahlı Kuvvetler ve Toplum Çalışma Grubu Başkanı Prof.Dr.John Allen Williams…orduda homoseksüellik sorununa değindi…‘Eşler her zaman kadın olmuyor. Çünkü kadın askerler ve homoseksüel askerler de var…ABD’de eşcinsellere hoşgörü var. Toplumsal değerler değişiyorsa, buna koşut ordu değerleri de değişmeli.” diye tutturdu . Konuşmayı dinlemek zorunda kalan kıymetli komutanlarımızın, ellerini açarak, ‘Bu da nereden çıktı şimdi’ der gibi itiraz ettikleri de haberde yerini alıyordu. Olması gereken oluyordu, AB ´uyum yasaları´ denilse de, ´öz kimliğimize uyumsuzluk´ iştahımızın gereği sürüyordu. Meclis Adalet Alt Komisyonu’nda, TCK Tasarısı’nda “Ayrımcılık” suçunu düzenleyen 170. maddeye “cinsel yönelim” ibaresi eklenmiş bulunuyordu. Böylece, ayrımcılığa (!) maruz kalan eşcinsellere hukuki mücadele yolunun açılmasında önemli bir adım atılmış olunuyormuş. Tasarı yasalaşırsa da, kimse eşcinsellere ayrımcılık (!) yapamayacak yada….diyemeyecek, buna karşın ise, ´cadı avı (üç beş çarşaflının takibi yada başörtüsü takanların mahkumiyeti)´ kesintisiz sürecektir. Çünkü, ´sınır ötesi demokrasi´ bizi gözetlemektedir. ABD’de de yayınlanan Los Angeles Times Gazetesi, yerel seçimlerde halktan güven oyu alan AKP’nin, eşcinsellere yönelik ayrımcılığa ceza indirimini kaldıran yasa taslaklarını tamamlamak üzere olduğunu bildiriyor . Haliyle de, ´halk bunu yapıyor´ demek de istiyor. Peki ama, ´halk´ sizsiniz, siz mi izin verdiniz yada neye izin verdiniz? “Eşleriyle havaalanında karşılama yapamayan bir Meclis Başkanı ile Başbakan'a ve çok sayıda bakana sahip bir ülke. Yüzde 34, yüzde 42 filan oylar, onlara adeta, düzeni olduğu gibi sürdürsünler, ama eşlerini sadece yurtdışına götürebilip yurtiçinde, makamlarında yok etsinler, kızlarını burada üniversiteye gönderemesinler diye verilmiş.” sanki deniyor . İyi de ne var bunda (!), demokrasimiz ´kesintisiz´ sürüyor. AKP’li Denizli Belediye Başkanı’nın sayın eşleri, stadyumu kamusal alan (!) ilan edip 23 Nisan törenleri sırasında başörtüsünü çıkartıp oturuyor . Demokrasi bu, hem bunu hem de eşcinsellere kimlik istiyor. 2000’li yılların başlaması ile eşcinsel Türk edebiyatı almış başını gidiyor. Eşcinsellik haklarının, demokrasi sınavının takipçisi Sn.Can Paker’e, TESEV’in, hükümete sunulmak üzere hazırlattığı iki kanun tasarısı ve teklifinden birinde, Sayıştay’ın yıkılıp, yerine, dış kaynaklı 'özel denetim firmaları'nın konulmasının planlandığı, bu teklifin bir süre önce Dünya Bankası’nca da yapıldığı, bunun, yaşasın Globalleşme, kahrolsun Ulus Devlet ve onun Güvenliği öngörüsü olduğunu, diğer teklifin ise, ´iyi vatandaş´ kavramının 'sivilleştirilmesi', yani, Ölüm ve kahramanlık üzerine yapılan vatandaşlık tanımının sorgulanması, Milli bayramlardaki etkinliklerdeki kutlamaların sivilleştirilmesi (yani kaldırılması) olduğunu öğreniyoruz . Hiç olmazsa bu ´uyum´ (!) da uyumsuzluk gerekiyor. Yoksa, bu uyum (!) da sağlanırsa, devletimizi de, kaybolmaya yüz tutmuş ´kimliğimizi´ de, arasak da bulamayacağız. TBBM Başkanı Sn.Arınç, kaymakam adaylarına yaptığı konuşmasında, çeşitli hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi çabalarını, AB’ye girelim başkalarının gözüne hoş görünelim diye yapmadıklarını, milletimizin huzuru, mutluluğu için yaptıklarını söylemişler ama , demokrasinin ´büyük sınavı´nın gereği, eşcinsellerin huzuru (!) için Kavm-i Lût ´Batı kapımız´dan gönderilmiştir. Ya kimliğimiz yada yeni kimlik! Tam da sırası, ´beraber yürüdük biz bu yollarda´ söylemenin yada ´her firavunun bir Musa’sı vardır´, demenin. Tercih sizin. |
|||