TARİHE ´ÇARŞAF´ GİYDİRMEK (27 Mayıs 2004) |
|||
Bugün ki yazımızda, halen ülkemizde gösterimde olan ´Troy´ filmi ile sunulan ´tarihsel yalan´lara dokunalım istedik. ´Troy´ filmi, sinema tarihinin süper prodüksüyonları arasında yerini çoktan almış olsa da, ´insanlık tarihi´nin süperprodüksiyon ´çöplüğü´ne biz gönderelim istedik. ´Troy´ filmi, Homeros’un ´İlyada´ destanında işlenen, Yunanistan’dan gelen ´Akha´lar ile, Anadolu’da yaşamış olan Troyalılar (Truvalılar) arasındaki savaşı (!) anlatmaktadır. Oysa, Troyalılar ile Akhalar arasında yapıldığı söylenen Truva savaşına ait hiçbir tarihsel belge yoktur . Truva savaşının, Homeros’un İlyada’sının dışında başka hiçbir yerde kaydı da yoktur . Dahası, Homeros adının, bir şairler topluluğunun adı mı, yada kişi ismi mi olduğu dahi belli değildir . Zaten, herşey ´esas´tan yalandır (Troya’nın, Yunanistan’dan gelen Akha’lar tarafından istila edildiği yalanı, Anadolu’da ´sömürgeler´ kurmuş Yunanistan yalanını da beraberinde taşımaktadır). Batı’da, 18-19’uncu yüzyıllarda ´icat´ edilen avrupamerkezci ´sahte tarih model´inin iddiasına göre, bugünkü ´Batı Uygarlığı´nın beşiği Yunanistan olmuş, burada doğan uygarlık, sonrasında Roma üzerinden Orta Çağ Avrupa'sına, Rönesans’a ve oradan da bugünkü konumuna ulaşmıştır! Oysa, uygarlığın beşiği Yunanistan’dır iddiası büyük bir yalandır, ideolojik bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır . Bu yalanı üretenler, buna paralel olarak da, bugünkü Yunanlılarla irtibatlandırdıkları ´Eski Yunan´ yalanını da türetmişlerdir. Oysa, bugünkü Yunanistan halkının ırk bakımından ´Eski Yunan´ denilen insanlarla en küçük bir bağlantısı yoktur . Üstelik, tarih yağmacılarının ´Eski Yunan´ dedikleri insanlar Anadolu’muzda, Ege bölgemizde yaşamış olan İyonyalılardır. Bu insanlar da, Anadolu’ya, Yunanistan’dan gelmemiştir. Zaten, “İyonya kültürü varken Yunan anakarası Karanlık çağdaydı . İyonyalılar yada Anadolu’nun eski halklarının kökeni ise, Anadolu’ya geldikleri Ortadoğu’dur. Uygarlık Ortadoğu’da yeşermiş, sonrasında ise, bir köprü görevi gören Anadolu üzerinden Avrupa’ya geçmiştir. Bu yüzden, Batı Anadolu’muzda Efes, Milet hatta Truva gibi kentler varken Yunan anakarasında Troy filminin başında gösterilen haritadaki kentler daha henüz ortada bile yoktur. Sözkonusu filmde, Anadolu’da Truvalılardan önce ´Hititler vardı´ şeklinde gönderme de yalandır. Anadolu’muzun en eski ´büyük´ medeniyetinin ismi ´Hitit´ değil, ´Hatti´dir. Anadolu’nun en eski adının Hatti ülkesi olduğunun, Hitit kralı olduğu söylenen Hattuşili’nin Hatti kökenli (yani Sami kökenli, Ortadoğulu) olduğunun ifade edilmesi de bu yüzdendir. Sami ´Hatti´ler gerçeği yoksayılıp, yerine, Avrupalı beyaz ırkın önceli Hint-Avrupalı ´Hitit´ler yalanı koyulmuştur. Hititler yalanını üretmelerinin sebebi ise, “beyaz Avrupalı” ulusla, Samiler (Ortadoğulular) arasına ´barikat´ kurup, ´uygarlığın´ Batıdan (Yunanistan’dan) çıktığı yalanlarını delillendirmek, tarihe ´yalan´ söyletmekti. Tarih yağmacılarının, yine Yunanlılarla irtibatlandırdıkları iki büyük yalan daha vardır ki, bunlardan biri Bizans, diğeri de Pontus’dur. Prof.Dr.İlber Ortaylı’nın söylediği gibi de, Bizans adı, uydurmadır . ´Doğu Roma İmparatorluğu´ gerçeği, 17.yüzyılda ´Bizans´ yalanına dönüştürülmüştür. Evrenin başlangıcındaki su, ´evrensel deniz´ anlamında kullanılan Pontos tanımı da , Trabzon yöresinde yaşamış ´Rum-Yunan İmparatorluğu´ yalanına dönüştürülmüştür. Bu tip yalanların arka planında ise, Müslüman Türklerin fethettiği Anadolu’yu, yeniden geriye almak isteyen ´Haçlı ruhu´ vardır. Bunun için de, tarihe ´rahibe çarşafı´ giydirmişlerdir. Batılının el kitaplarından biri olan ve ´Troy´ filmine kaynak olan İlyada’nın, halen yaşatılmasının sebebi ise, putperestliğin kendinden sonraki kuşaklar arasında yaşamasını sağlamış bir yapıt olması, tek tanrı inancı yerine ´çok tanrı´ inancı vaaz eden bir din kitabı (!) olmasıdır. Homeros, İlyada’da da; Olympos Dağı’nda yaşayan ´tanrılar ailesi´ni çizmiş, hepsinin başına da Zeus’u yerleştirmiş; Athena, Aphrodite, Apollon, Artemis gibi zırvaları da çerezleri yapmıştır. Onun eksik bıraktığını ise, Hesiodos tamamlamış, her ikisi birlikte, ürettikleri pek çok tanrının görevlerini belirlemiş, onlara çocuk doğurtturmuş, savaş ta yaptırmışlardır. Homeros ve Hesiodos’un ürettiği insan görünümlü tanrılar manzarasını akıldışı ve saçma bulan Ksenophanes (M.Ö.570-503), Hemeros’un ve Hesiodos’un; hırsızlık, zina, aldatma gibi insanlar arasında utanç verici davranışlar sergileyen tanrılar yakıştırmalarına karşın: ´Bir tek tanrı vardır. O her yerde görür, her yerde düşünür, her yerde işitir´, demiştir . Aristotales’in hocası Platon (Eflatun) ise (M.Ö.427-347), Homeros destanlarının okutulmasına karşı çıkarak, sözü edilen insan biçimli tanrılar davranışlarının sergilenmesinin, çocuklara kötü örnek olması sebebiyle yasaklanmasını istemiştir . Yaklaşık 2500 yıl önce yaşanan bu gerçek, zamanla yağmalanmış, Hemoros ve Hesiodos’un zırvaları bugünkü ´putperest (çok tanrıcı) Hıristiyanlığa´ esin kaynağı olmuştur. Vahyi olan dini ve de tarihi yağmalayan ´yağmacılar´, Truva’nın hazinelerini de yağmalamışlardır. Hazinemizi çalanların Hıristiyan Batılılar olduğu, Osmanlı’nın hazineyi geri alabilmek için 1874’de Atina’da dava bile açtığı bilinmesine rağmen de , hazineyi vereni Abdülhamit gibi gösteren, ayrıca da, donsuz putlara don giydirecek İHL’liler göndermesi ile de ´moral´ değerlerimizle alay eden bir gazeteci bayan , putlarını donsuz yapanların tarihe ´yalan´ söylettirdiklerinin, kendisine ´rahibe çarşafı´ giydirdiklerinin farkında bile değildir. Beynine ´çuval´ geçirilenlere, ´yalan söyleyen tarih´e inananlara ´iyi çuvallar´. |
|||