ESKİ ´UYUŞTURUCU´NUN YENİ SÜRÜMÜ (02 Haziran 2004) |
|||
Yerel seçimler öncesinde başlayan, seçimi izleyen günlerden sonra da hızlanarak süren tartışmaların odağında CHP var. Tabii ki, bu bir rastlantı değil, planlı bir ´operasyon´ var. CHP, 'Diren Denktaş, yanındayız' diyordu ya, operasyona buna benzer şeyler sebep oldu. ´Sosyal-Demokrasi´ denen ´hurafe´nin kutusundan yeniden çıkartılması, AKP sonrası için bugünden hazırlanması da bu. Çünkü, Dervişan buyurdu. IMF ve Dünya Bankası’nın görevlisi ´nam´ Kemal Derviş’in, vizyona yeniden çıkacağı daha seçimden önce belliydi. Sonrasındaki ilk büyük adımı ise, Doğan medyanın duyurduğu, “Sosyal Demokrasi Raporu” adlı bildirge oldu. Bay Derviş’in, bir zamanların Sosyalist Birlik Partisi kurucusu Yusuf Işık ile birlikte hazırladığı söylenilen bu rapordan, 'Atatürkçülük ile çağdaş sosyal demokrasinin sentezini mutlaka oluşturmalıyız' öngörüsü çıktı. Küresel felaketten sıkılıp “istemezük” diyenler için, bir müddettir sürümü olmayan bir yalan, ´çağdaş´ kelimesi eklenerek, ´çağdaş sosyal demokrasi´ adlı yeni versiyonu ile, yeniden piyasaya sürüldü. Hal bu olunca, durumdan vazife çıkartanlar, eski ´hurafe´yi yeniden diriltmek (!) için yoluna baş koydular. Kökeni Marks ve Engels’e uzanan ´sosyal demokrasi´yi, bu defa yeni versiyonlu sundular. Daha doğrusu, milleti yine ´enayi´ yerine koyuyorlar. Amaç ise belli, İmparatorluğumuzu yıkmışlardı, şimdi de ulus devletimizi yıkacaklar. Bay Derviş, sözkonusu raporda, sözü ´ulus devlete getirip, ulus devlet çerçevesinde politika belirleme alanı daraldı´, dedi. Mustafa Kemal, Lozan’da inanılmaz ödünler vererek İmparatorluğun bittiğini tescil etmişti, şimdi O’nun kurduğu ve görevini yapmış olan ulus-devlet de bitiyor denilmesi de bu . Dahası, Dervişan, ulusal egemenliğimizi başkalarıyla paylaşma, başkalarına devretme fikrine kendimizi şimdiden hazırlayalım, kime devredeceğimiz konusu ise zamanla ortaya çıkar, sorun o zaman çözülür, de diyor. Yani, gelecekte dünyada, şu bu özellikte ama, ´tek devlet´ olacak demek istiyor. ´Çağdaş sosyal demokrasi´ yalanı, gelecekte kurulması planlanan ´küresel Hıristiyan-Yahudi İmparatorluğu´ projesi için gerekli. Küresel ekolojik felakete giden yolda, bir ´uyuşturucu hapı´ olarak sunuluyor. “Sosyal demokrasi…bireyci" toplumların ilâcı, daha doğrusu uyuşturucusudur. Şüphesiz, bireylerin uyuşturucu almaya hakları vardır.” . Oysa, ancak aklı başında olmayanlar ´uyuşturucu´ alır. Bu ülke, Dervişin raporunda ifade edilen ´uyuşturucu´ları, Derviş’ten önce başlayarak yuttuğu için ´manda ülke´ oldu. Şimdilerde, gelecekteki ´efendiler´in köleleri olmamız için, ´çağdaş sosyal demokrat´ ´hap´ını da yutmamız isteniyor. Hap’ın prospektüsü (!) ise, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül. Bay Derviş’in operasyonuna destek veren sermaye medyası, seçimlerden önce onu vitrine taşımış, siyasetçi ve din ilişkisi nasıl olmalıyı (!) birlikte sunmuşlardı. Seçim sonrası da, Sarıgüllü uyuşturucu (!) sunumu sürdü. “Sarıgül, tüm sosyal demokrat belediyelere camilerle barışmalarını önerdi: Vatandaşı cenazesi ve düğününde yalnız bırakmayın” dediği duyuruldu . Onun “camilerle barışmalıyız” demesinin hemen öncesinde Bursa’da bir panelde konuşan Bay Derviş ise, sosyal demokratların başörtülü olan insanlara yapılan baskıyı reddetmesi gerektiğini söylüyordu. Çünkü, Marksizm bozuntusu ´sentez´leri öyle buyuruyor! Bugünlerde ise, Sarıgül hafta sonu Washington’a CHP bölünmeye mi gidiyor, diye soruluyor . Sosyal demokrat ´ideoloji´nin ülkemize ilk girişinde sayın Ecevit rol almıştı. Bugünlerdeki gibi bir yapılandırma, 1960 ihtilalimiz ile doğmuştu. İşçimize tanınan “grev ve toplu sözleşme” hakları, o dönemin ürünü olmuştu. Çağdaşlı sürümünde ise, ´rol kapma´ savaşı var. Kendisine ´derin uyarıcı´ yada ´çıplak uyarıcı´ da denen Yaşar Nuri Öztürk Bey, ayrı bir ´nam almak´ istiyor: “Son zamanlarda, siyasetin gündemi, sosyal demokrasi ile dinin, peygamberlerin, özellikle İslamın ilişkisine odaklandı. Bu odaklanmaya sebep olan söylemin sahibi benim…onurum ve mutluluğum şimdilerde daha da büyüdü.” diyor . Üslup de İslamilik görülse de, usul’de İslam dışılık sergiliyor. “Allah’a giden yol, insana saygı ve hizmetten geçer. Bunun çağdaşı dünyadaki ortak adı sosyal demokrasidir. Sosyal demokrasi bir ideoloji değil, bir ortak evrensel insanlık gerçeğidir.” diyor . Liberalizm ile sosyalizminin ´kırması´ insani bir ´ideoloji´yi, ilahi olan ile özdeşleştiriyor. İslam dinine inanan insanlara Allah tarafından verilen ismin ´Müslüman´ olduğunu (Kur’an-ı Kerim: Hacc-78), Tevhid’in başka bir isimle, ´sosyal demokrasi´ ismi ile de anılamayacağını, İslam akidesine inanan insanlara ´Müslüman´ ismi takılmasının yanında, ´Müslüman´ olarak can verilmesinin de istenildiğini ise (Kur’an-ı Kerim: Bakara-132, İmran-102) ya bilmiyor yada görmezden geliyor! Bay Öztürk, ´nam´ istese de, ´sosyal demokrasi´ isimli ´hurafe´nin gündeme taşınmasının esas oğlanı (!) belli, Bay Derviş, diğerleri, ´durumdan vazife çıkartan´lar oluyor. Zaten, Bay Derviş, daha önce de baş rol oynamıştı. 57. hükümette Bakan’ken, Başbakan Ecevit’siz bir hükümet senaryosunda rol almış, DSP’den ayrılan grubun “Yeni Oluşum” adı altında parti kurma çalışmalarını desteklediği açıklanmış, kurulan YTP’ye geçmesine kesin gözüyle bakılırken de, YTPyi vurup, CHP’ye katılmıştı. Şimdi ise CHP’yi komaya soktu. Sayın Ecevit, Akşam gazetesinde yer alan bir açıklamasında, siyasi hayatındaki ´tek hatası´nın Kemal Derviş’i siyasete sokmak olduğunu açıklamıştı. Benim merak ettiğim, onun mu Derviş’i ABD’den çağırdığı, yoksa ´çağırın´ talimatı mı alındığı! Cevabı belli olan bir soruyu sormak da anlamsız. Sayın Ecevit’li ´sosyal demokrasi´, 68’ler denilen ´kandırılmış kuşak´ın yalancı cennetiydi. O günden bugüne hala akıllanmayan mı var ki, ´çağdaş´lı (-Derviş’li) sürümünü yutacak! Fakat, ne yazık ki ´uyuşturucu´ alanlar hep olacak! |
|||