11 EYLÜL : BİLGİ DEĞER KAZANMADIKÇA
DAHA ÇOK AĞLARIZ, AĞLATIRIZ!
(11 Eylül 2002)
    Avrupamerkezci “Sahte Tarih (Batı) Modeli” anlayışı, insanoğlunun yeryüzünde görülmesi ile başlayan ve bugüne kadar gelen uygarlığı bir bütün olarak görmeyi reddeder. İşte bu reddediş, “Batı Uygarlığının Tarihi” denilen bir “sahte tarih modeli”ne dönüştürülmüştür. Batı’da, 19’uncu yüzyılda icat edilen bu ´sahte tarih modeli´nin iki temel ayağı vardır. Bunlardan bir tanesi Eski Yunan miti, diğeri ise Hıristiyan-Yahudi dinsel birlikteliğidir.
İnsanlık medeniyetinin, sözkonusu bu iki ´mit´ten biri olan Eski Yunan (yada Sümerler) denilen insanlarla başladığı iddiası büyük bir yalandan başka bir şey değildir. Sahte Tarih Modeli‘nin diğer temel ayağı olan Hıristiyan-Yahudi dinsel bileşeni ise, 19’uncu yüzyılın sonlarına doğru Avrupa’da ortaya çıkan ´antisemitizm´ akımı sonucu yıkılmıştır. Bu yüzden, “Hıristiyan-Yahudi Bileşeni”nin Yahudi kolu, İkinci Dünya Savaşı sonuna kadar “batı modeli”nden dışlanmıştır.
İkinci Dünya Savaşı‘nda yaşanan “Hitler ırkçılığının” da getirdiği yıkımın gözönüne alınması, “sahte tarih modeli” yazıcılarını modellerini yeniden gözden geçirmeye itmiştir. Antisemitizm akımı nedeniyle yıkılan Yahudi-Hıristiyan Bileşeni, savaş sonrası tamir-tesis edilmiş ve yeniden Eski Yunan (-Roma) mirasında birleşilmiştir. Bunun sonucu olarak da, ideolojik temelini; üstün ırk yok, üstün kültür var, bu kültür de ´Batı Uygarlığı´dır anlayışı üzerine oturtmuştur. Tarih içersinde zaman zaman kırılmalar gösterse de, Yahudi ve Hıristiyanların tarihsel olan bu ideolojik birlikteliği, hemen her zaman ideolojik düşman temeline; Siyasal İslam, Fundemantalizm (vb.) kandırmacası ile de İslam dinini oturtmuştur.
Bunları neden mi hatırlattık? Biliyorsunuz, bugün, 11 Eylül : Geçen yıl bugün, ABD’nin finansal gücünün sembolü olan -Dünya Ticaret Merkezi (İkiz Kuleler) yıkılmıştı. Hatırlayınız-unutmayınız, bu hadise sonrasında ABD Başkanı, Bush, “Haçlı Seferinden” söz etmiş, İtalyan Başbakanı Berlusconi, İslam (-doğu) dünyasını, “uygar olmayan dünya” olarak yorumlamış, İngiltere Başbakanı Tony Blair ise yakın bir tarihte, “bu saldırı özgür ve uygar dünyaya karşı yapılmıştır” derken, Batılının kendi dışındaki dünyaya bakış açısını sergilemiştir. Avrupa dışındaki insanların, “uygar görülmeyişlerinin (aşağı ırk-barbar) olarak nitelenmelerinin tarihi temelinde ise; Sigmund Freud, Charles Darwin, Ernest Haeckel, Friedrich Engels’in önemli rolü olmuş, Batı emperyalizmine hizmet eden bu insanlar, Avrupalı beyazların “ırksal üstünlüğü”nü savunmuşlardır. Yabanıl Topluluk kavramı Karl Marx tarafından Türkler için kullanılmış, C.Darwin, bu sebeple, “Avrupa ırkları olarak bilinen ırklar, yaşam mücadelesinde Türk Barbarlığına karşı galip gelmişlerdir.” demiştir.
11 Eylül vurgunu (!) sebebiyle bugün ABD’de terörizmi lanetleyen yürüyüşler, konuşmalar ve benzeri törenler yapılacak olsa da, unutulmaması gereken, bizzat Batı’nın, bir “terör merkezi” olduğudur. Tabii ki, “bir kişiyi öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibi”dir kabulümüzü unutmayarak, masum insanların öldürülmesine üzüleceğiz ama, bunu yaparken de, Irak savaşı sonrası bu ülkeye uygulanan ambargo yüzünden ölen, “beş yaşın altındaki çocukların sayısının 500 bin” olduğunu, bugün ağıt yakacak olanların (Hıristiyan-Yahudi Bileşeni’nin) dünyanın hemen her tarafında, hemen her gün ağıt yakılmasına sebebiyet vermekte olduklarını da, buna sebep olanların, kendi ülkesinin insanlarını da öldürmekten çekinmeyeceklerini de unutmayacağız. Yoksa, “beyinlerin yıkanması” sonucu ortaya çıkabilecek olan üzülme, kölelerin efendilerine üzülmesi gibi olmuş olacaktır. Bu yüzden beynimize sahip olalım. Bilmeliyiz ki, ABD’nin vurulduğu gün, Soğuk Savaş Sonrası Dönemin Sonu (yeni bir dönemin başlangıcı) olarak tarihe geçmiştir. 11 Eylül 2001 tarihi, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana entellektüel temelleri atılan “İslamcı Terör” yalan kampanyasının fiili savaşa dönüştürülmesinin başlangıç tarihidir. Müslümanın olduğu her yere uzanacak olan “Hıristiyan-Yahudi Eli”nin kirliliğidir bu. Tataristan’da konuşan Rusya Devlet Başkanı Putin’in, başörtüsüne uzanan kanlı diline de yansıyandır bu.
Batı dışındaki dünyayı “topyekün köleleştirme” harekatının başlangıç tarihi olan 11 Eylül 2001, Amerikalılar için nasıl korku günü olmuşsa, bugünkü 11 Eylül beklentisi de, “Altın’a Hücum” gibi “Vekilliğe hücum” edenler için fobi haline gelmiştir. Biliyorsunuz, milletvekili aday listeleri bugün Yüksek Seçim Kurulu’na verilecek. Listeye giremeyen veya alt sıralara düşen adaylar için matem günü olacak bugün. Kendilerinin milletvekilliğini hakedip etmediklerini düşünemeyen, 11 Eylül vurgununun anlamını akledemeyecek insanlar, sözkonusu bu makamı ulaşılması gereken veya sonuna kadar muhafaza edilmesi gereken makamlar olarak algılamaktadırlar. Onlardan daha da beter konumda olan, bırakın dünya olaylarını, çevresini bile algılayamayacak olan insanların karar mekanizmalarında olmaları ise, kendini bile idare edemeyecek insanların ülkeyi idare etmesi tablosunu ortaya çıkarmaktadır. Daha çok ağlarız, ağlatırız, çokk…

“Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir...” (Kur’an-ı Kerim : Şura-42/30)