9 Haziran 2004…Tarihi bir gün: “Saat 10.30'da devletin televizyonu, tarihinin ilk Kürtçe yayınını yaptı. Saat 11.00’de Avrupa Birliği Genel Sekreterliği'nde dünyanın en itibarlı (bence terörist) insan hakları örgütleri ağırlandı…bu örgütler…´reformları (kendimize uyumsuzlaşmamızı) yerinde izlemeleri için´ Türkiye'ye davet edildi. Önceki gün Adalet Bakanı Cemil Çiçek'le görüştüler. Çiçek, ´Sorunları inkar etmiyoruz. Çözmeye çalışıyoruz´ diye girdi lafa...Aynı grup, dün de Reform İzleme Grubu ile toplandı. Bu toplantıdan iki saat sonra da Yargıtay'dan DEP milletvekillerinin tahliye haberi geldi.” . Özeti bu.
Aslında başka söze gerek yok ama devam edelim: “Zana ve arkadaşları tahliye edildi…ELBETTE AB sürecinin etkisi oldu.” . Eğer küresel terörizmin iki ayağı olan AB-ABD etkisi sözkonusu olmasaydı bunlar olur muydu? Olmazdı. “Türkiye'nin bu gelişmelere yol açan kararları, AB'nin koşulları olarak yerine getirdiği bir gerçektir. AB-ABD kıskacında, AB'ye kilitlenmiş Türkiye'ye karşı, öne sürülen koşullar bir bir yerine getiriliyor.” .
Her şey pis pis sırıtıyor! 10 yaşlarındaki İHL’liye NEFRET, elin gavuruna gelince EMRET! Utanma yok, sıkılma da yok. “Bu komediyi sergilerken hiç utanmıyoruz, sıkılmıyoruz…AB Türkiye’ye Kürtçe yayın için bastırdı, TRT’den ‘kültürel zenginlik’ komedisi başlatıldı…Hiçbir şeyi kendi özgür irademizle yapamıyoruz…Onlar tak diye istiyor, biz şak diye yapıyoruz! Ulusal çıkarlarımız, özgür irademiz, ülkemizin kuralları, onuru falan kalmadı. AB’nin, ABD’nin, IMF’nin boynu eğik, emir kulu ve uslu çocuğu olduk…Türkiye Cumhuriyeti ile kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyorlar.” . Dahası, ´APO´yla yatıp kalkan PKK’lı kalabalıklara, vahşetle devleti eş tutulanlara her şey serbest ama, alkış alması gerekenlere ´tehdit´ muamelesi sürüyor. Ülkeyi bölmek isteyenlere karşı ´tavşan´, bütünlük isteyenlere karşı ise ´aslan yürekli´liğimiz (!) sürüyor. “Son zamanlarda Avrupa Parlamentosu’ndan, Avrupa Konseyi’nden Türkiye’ye kim gelse, bazen de küstahça ifadeler kullanarak ‘Türk hükümeti, Zana ve arkadaşlarını derhal serbest bırakmalıdır…türünden sözler söylüyorlardı. Bizim hükümetler içeride aslan kadar yürekli, dışarıda tavşan kadar yüreksiz olduğu için, bu küstahlara hiçbir şey yapılmıyor.” . Yapamazsınız, çünkü ´siz onlarsınız, onlar da siz´. Bakmayın ´aslan yürekliler´imizin (!), şuna buna ´kırmızı çizgimiz´ demiş olmasına. Aslında ´kırmızı çizgimiz´ gerçekte hiçbir zaman olmadı, 1000 sene silinemez niyetine milletin öz evlatlarının üzerine çekili çizgimiz var. Burası Türkiye, ´her şeyi ayarlama enstitüsü´ gibi görünüyor: “Kürtçe yayın konusunu hiç yazasım yok. Çünkü böyle ´hassasiyetli mevzularda´ yazarken Türkiye dev bir ´Her Şeyi Ayarlama Enstitüsü´ gibi görünüyor bana.” . Millet kandırıldıkça kandırılıyor ama, muazzam bir normalizasyon manevrası sürüyor.
1980 öncesine köşemiz yetmez, PKK sonrasını soralım: Yaklaşık 15 yıl süren, 30 bin cana mal olan hadise neden yaşandı! Madem bugüne gelinecekti, dün (acılar) neden yaşandı! “Bunu paşa paşa yapmak varken sen yumurta kapıya dayanana dek ‘niet’ diye ısrar edersen, o inatçı ve o her şeye kadir gerçek eninde sonunda galebe çalar. Dolayısıyla da, bütün ‘ulusal onur’ (!) palavrasyonlarına rağmen aslında o ‘ulusal onur’un ayaklar altına alınmasındaki baş suçlu sandalyesine oturursun. Ve sonra gün gelir, gözlerini ovuştura ovuştura, kulaklarını aça aça, fetişisti olduğun ‘kutsal devlet’in televizyon ekranından Kürtçe yayına bakar ve dinlersin.” . Tamam öyle de, bu sonucun bir de faturası çıkartılmalı değil mi? Benimki gibi sıradan bir akıl bile, bugüne geleceğimizi dünden biliyordu da, yetkili akıl bilmiyor muydu! Ya da her şeyi mi örtüyordu! “Aniden ülkemize "saldıran" Kürtçe yayın için insanın şöyle diyesi geliyor…Aman kimse konuşmasın yani. Aman kimse olup bitenleri açıklamasın, hatırlatmasın. Bu meselenin üzerini biz, gerek bir maçla olsun gerek bir Kürtçe yayıncıkla olsun örtüverelim! Üstünü örtelim herkes uyusun. Uyusun uyusun. Uyusun da büyüsün!” . İyi de, hiç mi uyanmayacağız!
Bu millete ´nice yıllar´ kaybettirenler ´hesap vermeli´ değil mi! Madem bugüne gelecektik, o acı günler neden yaşandı, cezası (!) çekilmeli değil mi? Hani Kürtçe ya da Kürt yoktu? “Kürt yoktur, Kürtçe diye bir dil hiç yoktur diyen TC Devleti bugün artık tutumunu tümüyle değiştirdiğini ortaya koymuştur. Kürtlerin varlığı, Kürtçe'nin de bir dil olduğu kabul edilmiştir.” . Yağma yok. Bugünler için, ´dün resmi ideoloji oydu, şimdi de bu´ kimse diyemez. Madem bugünler yaşanacaktı, iş çığrından çıkmadan yaşansaydı ya? Hangi politika doğruydu. Dün ki özel timler, Tanrının da ismi kirletilerek üretilen örgütlü modeller mi doğruydu, bugün ki teslimiyet mi? Ya da 30 bin evladımızın öldürülüp, 200 milyar dolarımızın harcanmasına sebep olanlar suçlu (!) değil mi? Ya da, eğer bugünküler yanlış yapıyorlarsa hesap sorulmalı değil mi? Ya da her defasında ´üzerimiz örtülüp´, uyutulduk mu!
AB-ABD üretimi PKK’ya karşı mücadelesi için, Devlet üstün hizmet madalyası sahibi yapılan Korkut Eken Bey, ne yazık ki hala Ankara'da hapishanede yatıyor. Korkut Bey, hapse girerken, “Göreceksiniz DEP'liler benden önce tahliye edilecek” demişti. Dediği çıktı da, Eken'in şimdi; 'Göreceksiniz, iki yıl içinde Öcalan'ı da serbest bırakacaklar' dediği söyleniyor. Bunu her normal akıl öngörebiliyor. Zaten, bölücübaşının serbest bırakılması için TBMM’ye dilekçe verilmesi işlemi de başlatılmış bulunuyor. Tabii ki de, bu iş dilekçelerle değil, AB-ABD’nin ´tak´ emri ile bitecek ama, demokrasi de gerek! Bu arada ise, milletin ´uyutulup örtülmesi (!)´, ´aslan yürekliler´in (!) Müslüman ´avı´ sinsi bir şekilde (!) sürecek!
Göz göre göre bir millet yok ediliyor. Milletten yine gizleniyor ama, yaşadığımız hadiselerin ´gelecek için´ siyasi anlamı biliniyor: “Gelişmelerin, Türkiye'nin temellerini, kuruluş felsefesini, Atatürk'ün uluslaşma ve ulus devlet oluşturma düşüncesini zedeleyen (yokeden) nitelikte olduğunu kabul etmek gerekir.” . İşte, ´gerçek´ bu. Bunu dün akşam bir TV kanalında sayın Demirel de söyledi. 1993 yılında AB’den gelen adamların, kendisine, “sizin kusurunuz üniter yapınız” dediklerini söyledi. Yani, elin gavuru daha o zaman en yetkilimize ´parçalanmalısınız´ diyor. Bugünlerde Kürtlerimizi neredeyse ´azınlık´ yaptılar, diğerleri de yolda, geliyor!
Peki ama, hani bu ülkede Atatürkçüler vardı! Olmadığı görülüyor. Sizi uyandırmazlar, siz ´uyanıp´ üzerinize çekilen ´örtü´yü atmalısınız! Çünkü, ´tak diyene şak demeyecek´ vatan evlatlarına ihtiyacımız var.