İHL DEĞİL DÜZ LİSE (24 Haziran 2004) |
|||
´Akıl yaşta değil başta´, bu kesin doğru ama, hem yaşımız hem de başımız doğal hadiseler ile arka planlı eylemleri birbirinden ayırabilecek durumda. Bunu, TSEV’in (Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı), İHL ile ilgili, ismi ile bile İslamcı (!) kesimi kandırmaya matuf ´sözde rapor´u için söyledim. Hükümetin bir süreliğine dondurduğu ÖSS'de katsayı tartışmaları, TESEV'in Ruşen Çakır, İrfan Bozan ve Balkan Talu’ya yaptırdığı, tam da İstanbul’daki İKÖ’lü günlerde kamuoyuna açıkladığı, “İmam Hatip Liseleri Efsaneler ve Gerçekler” isimli raporla tekrar gündeme getirildi. Raporun açıklamasından sonra, İslamcı denilen kesimden ne ses çıkacak diye etrafa baktığımda, rapor içeriğindeki, “İHL mezunlarının 28 Şubat sürecinde çok iddia edildiği gibi daha çok Hukuk, Siyasal gibi alanlara ilgi gösterdikleri ve devleti ele geçirmek gibi bir hesapları bulunduğu söylemini ortadan kaldırdığı” gibi parlak (!) sözlerle kandırıldıklarını bile fark edemediklerini gördüm. Oysa, sadece TESEV ismi bile, rapora sıcak bakılmamasını gerektiriyordu. Hani bir hüküm vardı ya, ´kişinin fikri ne ise, zikri de o dur´ diye, işte onun gibi bir şey olması gerekiyordu. Daha önce bu köşede TESEV’den söz etmiş, İcra Kurulu Başkanı Can Paker’e sorulan; ´Ne olacak bu AKP’nin hali?´ sorusuna cevaben, ´Eşcinsellerin de haklarını savunup savunmayacaklarına bakacağız´ cevabının verildiğini, ayrıca da, TESEV’in, hükümete sunulmak üzere hazırlattığı iki kanun tasarısı ve teklifinin esasının da, ´yaşasın Globalleşme, kahrolsun ulus devlet ve onun güvenliği´ öngörüsü ile Milli bayramlardaki etkinliklerdeki kutlamaların sivilleştirilmesi, yani kaldırılması olduğunu yazmıştık. İşte, bu TESEV; “İHL’ler konusunda kampları iyice ayırmış bulunan kanaat önderleri, askerler, cumhurbaşkanı, medya mensupları, sivil toplum kuruluşları arasında ‘etmeyin, eylemeyin; durum pek de bildiğiniz gibi değil’ deme görevini üstlenmiş görünüyor . TSEV’in çalışmasının, gazeteci Etyen Mahçupyan yönetimindeki demokratikleşme (Irak vari vahşet) programı kapsamında yürütülen çalışmanın bir ürünü olduğu da söyleniyor. Diğer köşe yazımız “İnsanın Gerçeği/Yüzyüze”nin okuyucusu hatırlayacaktır. Geçenlerde Trabzon’da, Etyen Maçupyan önderliğinde yapılan bir toplantıda katılımcılara, -Nasıl bir devlet istiyorsunuz sorusunun sorulduğunu duyunca, katılımcılardan Etyen Bey’e; -Nasıl bir devlete sahip olmamız gerektiğini zaten siz (AB-ABD) belirliyorsunuz, bir de sıkılmadan bize soruyorsunuz, demelerini beklerdim diye yazmıştım. O günlerde Trabzondakileri (!) hiçe sayanlar, bu defa da TSEV raporu ile İHL’lileri, İHL sevenleri istismar ediyorlar. Raporu hazırlatanların ve hazırlayanların fikir ve zikir yönlerini göz önüne aldığımda, TSEV’in üstelendiği rolün; İHL’lerin ´tu kaka´ olmadıklarının sergilenmesi olmadığını; geçmişte, 1940’lı yıllardaki Amerikanlaştığımız dönemde İslami yapılanmaları kontrol altına almak (vb.) için İHL’leri kuranların; yani o dönemin Türkiye’sini şekillendirenlerin; şimdilerde de şekillendirenlerin; ´Müslümanların köleleştirilmesi´ projesi demek olan BOP için; İKÖ’nun Genel Sekreterliğine, ´model ülke´si Türkiye’den bir Türk’ü getirtmelerinin yanında (-bir müddet evvel Tayip Bey’in İsrail aleyhine verdiği sert demeçler de bu yüzden, Arap ülkelerinden oy almak için gerekli olmuştu); Müslümanlara ´kadın´ üzerinden saldırdığı için de, İHL’lerin ve orada okuyan kızların üzerinden de saldırısını sürdürdüğünü düşündük. Dedik ya, akıl yaşta değil başta, hal bu olunca da; İHL’ler ya da başörtüsü ya da benzeri konularda yaşanan her krizin, aslında Müslümanlara yönelik bir ´toplumsal değişim projesi´ni ifade ettiğini biliyoruz. Genel anlamıyla da hadise, AKP’nin lokomotifliğinde Müslümanların, bir ´değişim dönüşüm projesi´ne tabii tutulması olmaktadır. “Bugün Türkiye İslami kesimin taşıyıcılığında ´seküler toplumsal bir model´ üretmektedir, başka bir deyişle İslami kesim kimliğini muhafaza ederek sekülerleşmektedir (laikleştirilmektedir). AK Parti bu çerçevede motor rol oynamakta…dönüştürücü işlevi´ni yerine getirmektedir.” . Demokrasi (!); özellikle kadınlar; dolayısıyla da İHL’Ler ve orada okuyan kızlar hem de İKÖ üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. “Türkiye, özellikle AKP iktidara geldikten sonra İslam dünyasına ´içeriden´, yani dış güçlere fırsat bırakmadan modernleşmeyi, demokrasiyi ve kadın eşitliğinin gerçekleşmesi için değişimi öneriyor. Böyle bir ülkenin adayı İKÖ genel sekreteri seçilmiştir.” . Eşcinsellere özgürlüğü bekleyen TESEV’in, raporunun yaptığı da bu, ´toplumsal değişim dönüşümümüze´, bizi biz olmaktan çıkartmaya katkı koymak olmaktadır. Zaten, TESEV raporunda yer alan, “kız öğrencilerin İHL’ler vasıtası ile eğitimlerini sürdürebilme imkanı bulunmasının” istenmesi ´önerisi´nin, neden istenildiği (?) sorusunun cevabı olan şu ifadeleri; İHL’lerde okuyan ve aynı zamanda ‘türban’ sorununun da nesnesi durumunda bulunan kız öğrencilerin bir ‘mağdure bacı’ olmaktan çok uzak bir bilinç hali içinde oldukları, kız öğrencilerin ‘modernlikte’ erkek arkadaşlarını fersah fersah katladıkları gerçeğini göz önüne aldığımızda, raporcuların da bu noktadan yola çıktıklarını, dolayısıyla niyetlerinin BOP’çu olduğunu anlamamız da mümkün olmaktadır. İslami kesimdeki yozlaşmaya bir örnekleme de benden olursa; 28 Şubatlı zamanlarda, ´Başörtü´ hakkı arayan Trabzon’daki bir mitingte, bizim gibi saflar (!) Meydan semtindeki miting alanında yer alırken, başörtülü kızlar ise, hemen yanı başımızdaki ´Uzun Sokak´ta geziniyorlardı. Özal’lı yılların bu güzel meyvesini (!) toplayan raporcular da, bu yüzden, -Bırakın kızlarını İHL’lere göndersinler, orada bozuluyorlar demek istemektedirler. Küresel terörizm (ABD-AB) kadınımız üzerinden saldırdığı için de İHL erkeklerini önemsemeyen TESEV; İHL’li kızlarımıza yönelerek, raporunda; “Kız öğrencilerinin İHL'ye yönelmeleri bir olumsuzluktan ziyade, bir fırsat olarak görülebilmeli, buradan hareketle kızların okullaşmasında yeni formüller üzerinde düşünülebilmeli, (eğer) İHL’ler olmasa, muhafazakâr ailelerin bir bölümü kız çocuklarını okula hiç göndermeyecek” demektedir. Yani, kızların okumalarının önünü açın, o zaman Müslüman kızları modernleşecekler (yozlaşacaklar) demek istemektedir. İslam adına ortadaki ´İslam dışılığı´ gördükleri ve bildikleri için de; devletin din eğitiminden çekilmesini, özel kurum ve kuruluşlara din eğitimi verme yolunun açılmasını da tavsiye etmektedir. Yani, ´bırakın, kendileri kendilerini perişan etsinler´ demek istemektedir. Birbirleri ile konuşmayan hacısı hocası; Hz.İsa, ya da Mehdi gelecek beklentisi hurafası; kendilerine çalışmadın mı seni dışlayan yapılanmaları ile yaşanmakta olan hal de zaten bu da; ´Amerikan Rüyacıları´na hatırlatmak istediğim şu : Sizler; İHL’lerin ne yapabileceklerini (!) Başbakan yaptığınız İHL’li sayın Başbakanımızdan görüyor olsanız da, yine de hayal kırıklığı yaşayacaksınız. Çünkü, sizi hayal kırıklığına uğratacak olanlar İHL’liler değil, ´düz lise´liler olacaktır, benden söylemesi, haberiniz ola! Tarihe not düşmek için yazdım. |
|||