DARWİNİZM YA DA BOP (GOKAP-GOP) (01 Temmuz 2004) |
|||
Zannetmeyiniz ki GOKAP (Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi) bugünlerin projesidir. Projenin başlangıcı 19’ncu asırdır. Kendilerinden başkasını uygar görmeyen, vahşi gören Hıristiyanların, 19’ncu yüzyıl projesidir. Sahte bilim ´evrim kuramı´nın ´doğum mekanı´ olarak ünlense de, aslında İngiliz Donanmasına ait bir gemi olan Beagle’nın Güney Amerika sahillerine uzanmasının amacı da bu olmuştur. Beagle’nın, Güney Amerika sahillerine yaptığı, 1831-1836 yılları arasında gerçekleştirdiği ikinci seferinde, papaz (misyoner) Charles Darwin (1809-1882)’de bulunuyordu. Beagle gemisinin, Darwin’in yer almadığı 1826-1830 yıllarındaki ilk seyahatinde, Kaptanı Robert Fitzroy’un amaçlarından biri, Güney Amerika’nın güney ucunda bulunan Tierra del Fuego’lu yerli halkı uygarlaştırmaktı! Daha doğru bir ifade ile de, Hıristiyanlaştırmaktı. Oradan edindiği “...genç vahşileri kafir ruhlarını kurtaracağı İngiltere’ye götürmeye niyetlendi...(vahşiler). Hıristiyanlığın açık gerçeklerini… öğreneceklerdi....Bu vahşileri uygarlaştırma (-yani Hıristiyanlaştırma) deneyimi başarılı olabilirse ne büyük bir zafer olacaktı.” . Tabii ki de, bölgenin zenginliklerini de yağmalanırken, insanlar da acı çekecekti, ama ne önemi vardı. Çünkü, onlar uygar (insan) değildi! Beagle’nın ilk seyahatinde uygarlaştırılmak (!) üzere gemiye alınıp İngiltere’ye götürülen genç yerlilerin, İngiltere’de ki uygarlaştırılmalarından (!), yani Hıristiyanlaştırmalarından sonra, tekrar Güney Amerika seyahatine çıkan Beagle’nin; Darwin’in de yer aldığı bu ikinci gezisi, amaçlarının, kıtanın hammadde kaynaklarını yağmalamak yanında, Hıristiyanlık ihracı olduğunu ortaya koyuyordu. “Misyoner Derneğinin Kızılderililerin (yerli geçlerin) Tierra del Fuego’daki yeni (Hıristiyanlık) yaşamları için büyük bir kargoyu taşıyacaktı...Fuegialılar edindikleri uygarlığı (yani, Hıristiyanlığı) akrabalarına öğretmeye ön ayak olmak üzere misyoner Richard Matthews’la birlikte sonunda topraklarına geri dönmüşlerdi. Gemiciler onlarla birlikte Londra’daki Misyonerler Derneğinin bağışladığı onlarca sandık eşyayı da karaya bıraktılar.” açıklaması , bu düşüncemizi doğrulamaktadır. Darwin’in, Beagle gemisinin doğabilimcisi olduğu ileri sürülüyor olunsa da , masraflarını kendisinin karşılaması koşuluyla Darwin’e Beagle gemisinin doğa araştırmacısı görevi verildiği ileri sürülse de , sözkonusu geminin Resmi doğabilimcisi vardı . Bu sebeple de, Darwin’in, Beagle gemisinin bilim adamı olduğu iddiaları doğru değildi. Papaz okulunu bitiremediği de söylendiği için, olsa olsa bir ´papaz bozuntusu´duydu. Söz ettiğimiz seyahati sırasında Darwin’in, Galapagos adalarında yaşayan hayvan ve bitkilerin şaşırtıcı özelliklerini not ettiği, gözlediği her şeyi ayrıntılı olarak not aldığı ileri sürülse de, “Diğer doğabilimciler Darwin’in Galapagos bitki ve hayvanlarının eşsiz olduğunu -dünyada başka hiçbir yerde bulunmadıklarını- anlamasını sağlamışlardı.” açıklaması , Darwin’in bilimadamı olmadığı iddiamıza açıklık getirir niteliktedir. Zaten, adıyla özdeşleştirilmiş ´evrim kuramı´ da ona ait değildir. Darwin’e ait olduğu ileri sürülen bir çalışma, Alfred Russel Wallece’in bitmiş çalışmasının önüne koyularak yayınlanmış, yapılan bu işlemin, İngiltere’nin önde gelen bitki bilimcilerininden Joseph Hooker ve yerbilimci Charles Lyell tarafından gerçekleştirilen bir “...ince düzenleme...” sonucu olduğu ortaya çıkmıştır . Yani, Darwin’e mal edilen bilimsel başarı (-!), Darwin’in çetesinin Dünya’yı ikna etmesi sonucu olmuştur. Kısaca, Darwın, bir imalattır (!), imalat hatası olarak da ortada durmaktadır. Zaten, Babasının Darwin’i tanımlaması; ailenin yüz karası olacaksın olmuş , sonuç da bu olmuştur. Darwin’in ve Evrim Kuramı’nın, ideolojik mit olarak ortaya çıkartılmasının sebebi ise, bugünlerdeki liberalistlerin (emperyalistlerin) o dönemdeki (liberalist) atalarının ´emperyal amaçları´nın temel dayanakları olmalarıdır. Darwinizm, “Beyaz ırkın dünyaya egemen olma isteğini haklı çıkarmak için…daha aşağı ırkların kendi alçak statülerine mahkum etmenin bir yolu olarak kullanıl(mıştır)..” . Bugünün Bush’unun, Blair’inin, dün ki ´Protestan´ ataları; Darwinizmin içindeki ırkçı, yani ilerleme merdiveninde ´Hıristiyan Avrupalı´ ırkın en son ve en yüksek basamak (ırk) olduğu düşüncesinden hareketle, yeryüzünün bütün doğal kaynaklarını kullanmak haklarının kendilerinde bulunmaları gerektiğine dayanak olmuştur. “Protestan Hıristiyanlık insanın yararı için Tanrı tarafından inşaa edilmiş bir dünya imajını Avrupalıların doğal kaynakları evrensel bir boyutta kullanma hakları olduğunu haklı çıkarmak için kulanı(lır)…” .”. Bu yüzden de, 19’ncu yüzyılın BOP (GOKAP) projesi olan Darwinizm sonucu, ellerinden hammadde kaynakları alınan insanlar, aynı zamanda Hıristiyan da yapılmışlardır. Amerika, Afrika kıtalarının vahşetle birlikte yağmalanıp, üzerinde yaşayan insanların Hıristiyanlaştırılmaları bu proje sonucu olmuştur. Darwinizm; bugün ki ´yeni dünya düzeni kurucusu´ vahşilerin, 19’ncu yüzyıldaki ataları tarafından, o dönemin ´yeni dünya düzeni´nin insanlara benimsetilmesinde kullanılmış, İngiliz sömürgeciliğine ve Hıristiyanlık ihracatına meşruiyet kazandırmıştır. Bu yüzden de, o dönemin ´emperyal gücü´ İngiliz emperyalizmi, 19’ncu yüzyılda hem sömürmüş hem de din ihraç etmiştir . İmdi; bugününüze, 19’ncu yüzyıldaki emperyal gücün bugün ki veledine (evladına), bugünün emperyal ABD sömürge imparatorluğuna bakın. Bugün, tıpkı dün gibi yaşanmaktadır. 19’ncu yüzyıl, insanların ıstırap yılları olmuş, ´uygar olan, uygar olmayan´ üretimi (!) yapılmıştı. 11 Eylül ´kendi vurgunları´ sonrasında; Bush’un, Blair’in, Berlusconi’nin kanlı dudaklarından saçılan, ´uygar olmayan Müslüman dünyası´ tanımlamalarını hatırlayın. Kendilerini uygar (!) gören bu vahşilerin dün ki ataları, 19 ve 20’nci yüzyılda Amerika’yı ve Afrika’yı Hıristiyanlaştırdılar. 2000’li yıllar, yani üçüncü Milenyum onlar için, ´Müslüman coğrafyasının Hıristiyanlaştırılması´ hedefi taşımaktadır. İşte, BOP (GOKAP) bu. İkinci Dünya Savaşı sonrası başlayan Yahudi ortaklığı sonucu, yine acı çeken insanlar, yağmalanan hammadde kaynakları, yine vahşet ve yine gözyaşı. Buna paralel olarak, gittikçe yaygınlaşan Hıristiyanlık, zaten Hıristiyanlık ve Yahudilik de bu. IMF, Dünya Bankası, BM, WTO, NATO ve dahası ise, dün ki Darwinizmin bugün ki versiyonları. Anlayana sivrisinek saz… Not: Hani, işim gücüm olmasa, şu İstanbul NATO toplantısını da yazmak isterdim. Komünizme karşı kurulduğu ´dolması´nı geçmişte birilerine yutturmuşlardı, şimdiler de, yeni versiyonu piyasaya sürülüyor, hala nasıl yutuluyor de, dolmacılar (!) hep olacak…davul zurna az. |
|||