KİPPA İLE HAÇ & HİLAL (II) (22 Temmuz 2004) |
|||
Yakın geçmişe kadar birbirlerini kıtır kıtır kesen Hıristiyan mezhepleri ile, birlikte kestikleri Yahudiler, ´Hilal´ düşmanlığı ortak paydasında uzlaşmış bulunmaktadırlar. Hal bu olunca da, Katolik Kilisesinin; hem Protestanlara hem de Ortodoks’lara hem de ve de Yahudilere olan tarihsel düşmanlığı da yumuşamaktadır. II.Vatikan Konsili (Ekim 1962-Aralık 1965), kendi dışındaki Hıristiyan mezhepleri, Protestan ve Ortodoks Hıristiyanları hareketi olarak nitelemek yerine bu defa onlara, İsa’da kardeşler (Brothers in Christ) olarak hitap etmekte, dahası, Ortodokslardan özür de dilenmiştir. “Katolikler, haçlı seferleri sırasında İstanbul'da düzenledikleri yağmadan dolayı Fener Rum Patriği Bartholomeos'tan özür dilemişler...Lyon Başpiskoposu Kardinal Philippe Barbarin, 800 yıl öncesi haçlı seferinden Hıristiyanların büyük üzüntü duyduğunu bildir(miştir)..” . Halen ki Papa 2.Jean Paul, ilişkileri düzeltme çerçevesinde, Kasım ayında (2004) İstanbul’a gelip, Ortodoks Fener Rum Patriği Bartholomeos'u ziyaret de edecektir. Hıristiyanlar arasında birlik ihdası sağlayan ´Konsil´, aynı zamanda Yahudilikle de uzlaşma sürecinde önemli adımlar atmış, 'İsa'yı Museviler çarmıha gerdi' şeklindeki tezi Katolik öğretiden çıkartmış, yeşeren yumuşama, Müslümanların Endülüs’ten çıkartıldığının tarih olan 1492, 500’ncü yılı olan 1992’de Hıristiyan kilisesince kutlanmasına rağmen, aynı zamanda Yahudilerin İspanya’dan sürülmesinin tarihi de olan bu tarih (1492), 1985’te başlatılan Dinsel Oturumlar sonucunda artık kutlanmamaktadır . Yahudi ve Hıristiyanların Fransız İhtilali sonrası yeşeren, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı sonuçlarından sonra pekişen ideolojik (İslam düşmanlığı olan) bu birlikteliği, Müslümanların yok edilmesi, özel anlamda da, Hıristiyanlaştırılması amacını beraberinde taşımaktadır. “Papa, 24 Aralık 2000’de (yani, Üçüncü Milenyumun hemen öncesinde) Üçüncü Bin Yıl’da artık sıranın Asya’ya (Müslümanlara) geldiğini, bu bin yılda hedefin Asya’nın Hıristiyanlaşması olduğunu açıklamıştı. Bu konuşmadan iki yıl önce 18 Temmuz 1998’de ise İngiltere'nin Canterbury katedralinde 14'üncü Lambeth toplantısı yapıldı. Dünyadaki Anglikan kiliselerinin üst düzey idarecilerinin katıldığı bu toplantıda da Hıristiyanlığın yeni hedef olarak seçilen Asya'daki Türki cumhuriyetler, Ortadoğu halkları ve Müslüman ülkelerde yaygınlaştırılması kararlaştırıl(mıştı)...” . Bu gayeye ulaşmak isteyen Judeo-Hıristiyan şer güçlerinin, başlatacakları seferi haklı göstermek için en önemli olay 11 Eylül 2001’de ABD’deki İkiz Kulelerin uçakla vurulması hadisesi olmuş, bu olay, hem ´Üçüncü Milenyum´un hem de ´Yeni Haçlı Seferi´nin başlangıç tarihi olmuştur. Eski Babil'e atıfta bulunulan İkiz Kuleler'in yıkılmasıyla başlatılan düzen kurma (demokrasi getirme) palavrasının daha birinci gününde Başkan Bush’un, 'Bu bir haçlı hareketi' demesi, başlatılan savaşın demokrasi değil (zaten demokrasi denilen bir sistem de yok) ´din savaşı´ olduğunu, Müslümanlığı ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu ´Yeni Haçlı Seferi´nin başlangıç tarihi 11 Eylül 2001 saldırısı olsa da, alt yapısı 1990’a yılına kadar iner. BOP (GOKAP)’un teorik alt yapısı önce, Bernard Lewis’in, “Müslüman Öfkesinin Kökleri” türünden yazıları ile gün ışığına çıkmıştı. Lewis, “Bu tarihi rakip (yani, Müslümanlar) bizim Yahudi–Hıristiyan mirasımıza ve seküler değerlerimize -her ikisinin dünya ölçeğinde yayılmasına- belki irrasyonel tarzda; ama kesinlikle tarihi nitelikte bir reaksiyon göstermeye devam etmektedir.” diyordu. Yani, “reaksiyon göstermeye devam eden İslam ortadan kaldırılmalıdır” demek istiyordu. Hıristiyan Lewis’in, bu düşmanca çıkış noktasını, Yahudi kökenli Samuel Hantington, “Medeniyetler Çatışması” tezi ile (1993), gidebileceği yere kadar götürdü. Bu dönemde ülkemizde perde, 31 Ocak 1990’da Atatürkçü Düşünce Derneği kurucu Başkanı Muammer Aksoy’un öldürülmesi ile açılmış, peşinden de, 6 Ekim 1990 günü Prof.Bahriye Üçok, 24 Ocak 1993’de Uğur Mumcu, 30 Aralık 1994’de Onat Kutlar, 30 Aralık 1994'te, 21.10.1999’da Ahmet Taner Kışlalı cinayetleri gelmiştir. İşledikleri-işlettirdikleri bu cinayetlerin Müslümanlar tarafından yapılmış cinayetler olarak algılanması, bir takım saftiriklerin, ´Türkiye laiktir laik kalacaktır´ sloganı atması sağlanmış, cinayetler İslam’a karşı nefretin körüklenmesi için kullanılmıştır. 1990’dan 2000 yılının, yani ´İkinci Milenyum´un sonuna kadar çıkan edebiyat ürünleri de dahil, Hollywood sinemasının çevirdiği büyük prodoksüyonlu filmlerin hemen hepsinde ´İslam´ eşittir ´terör´ ya da ´Ortadoğulu Müslüman teröristler´ vurgusu öne çıkartılmıştır. Teorik alt yapının hazırlanmasından sonra da, Üçüncü Milenyum’un başlangıcı olan 2001 yılı içinde, 11 Eylül 2001’de mucizevi (!) bir biçimde yaşanan İkiz Kule saldırısı, ´hedef düşmanın´, ´ebedi düşmanları´ tarafından yokedilmeleri gerektiğinin de gerekçesi (!) olmuştur. Bu ´düşman´ın adı; ´terörizm´ denilse de, ´İslam´dır, Pentagonda üretilen siyasal (radikal) İslam, Fundemantalizm (vb.) kandırmacası ile, ´Üçüncü Bin Yıl´da ortak hedefe artık İslam dini oturtulmuş bulunmaktadır. ´Ebedi düşmanları´ da, tabii ki hepsi olmasa da, Yahudiler ve Hıristiyanlardır. İslam’ı yok etmek için başlattıkları proje de BOP (GOKAP)’dur. Yeni ABD strateji belgesinde, “birinci tehdit olarak” terörizm gösterilmekte, teröre karşı mücadele denirken de, hiç de yabancısı olmadığımız bir slogan, “irtica (İslam) ile mücadele” kastedilmektedir. İşte, ülkemizde de, Bin yıl (Üçüncü Bin Yıl’da) sürecek ´irtica savaşı´ndan söz edilmesinin arka planı da budur. Huntington, “Türkiye’nin etkili ordusu ve hayli iyi işleyen demokrasisi ve iyi yönetilen güçlü bir Müslüman ülkesi olduğunu, bu özellikleriyle Türkiye’nin Müslüman dünya için ideal bir lider adayı olduğunu ortaya koyuyor..” diyordu . Yani, Türkiye lider olsun, ´Müslüman mirası ortadan kaldırsın´ isteniyordu. ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Eric Edelman ise, “''Büyük Ortadoğu' diye tanımlanan bölgede çok boyutlu bir dönüşümün (yani, İslam dünyasının Hıristiyanlaştırılmasının) gerekli olduğunu, bölgedeki demokrasi ve özgürlük açığının (yani, Hıristiyan açığının) giderilmesini bunun da bölgedeki toplumların kendi içinden çıkacak dinamiklerin yön verdiği hareketlerle yürümesi gerektiğini söylüyor(du).” . Müslüman Ortadoğu’yu ve Avrasya’yı Hıristiyanlaştırma projesi olan BOP (GOKAP) için, ideal lider olan Türkiye’de, ideal (!) bir lider de olması isteniyordu. Bu lider, daha önceleri, ´İslam referansım´dır sözlerini seslendirirken, şimdilerde, “İslam Ortak Pazarı anlayışını doğru bulmuyorum. Böyle bir oluşum kamplaşmaları başlatır.” diyen , ama buna karşın Judeo (Yahudi)-Hıristiyan kamplaşmasının merkezinde yer alan sayın Tayip Erdoğan oluyordu! Not: Devamı haftaya. |
|||