Ya da Dede Korkut / Korkut Ata  / Dede(m) Korkut=ALİ BABA

Peki de…

ALİ BABA” DİYECEKLERİNE, neden “DEDE KORKUT” DİYORLAR? 

ÜSTELİK DE “KORKUT ATA” tanımı bile “DEDE” tanımından DAHA ESKİ olmasına rağmen NİYE?. 

Hasan Ali YÜCEL klasikleri arasında çıkan DEDE KORKUT Hikayeleri Kitabı, 2018 yılı Baskısı, 3.sayfada ve de Muharrem ERGİN Dede Korkut Kitabı-1, sayfa 74’de YER ALAN;

 “Resul aleyhisselam zamanına yakın Bayat Boyundan KORKUT ATA derler bir er ortaya çıktı… GAİP’TEN TÜRLÜ HABER SÖYLERDİ. HAK TEALA ONUN GÖNLÜNE İLHAM EDERDİ. KORKUT ATA söylemiş: AHİR ZAMAN HANLIK GERİ KAYI’YA DEĞECEK; KİMSE ELLERİNDEN ALMAYA.. AHİR ZAMAN OLUP KOPUNCAYA DEK… Bu dediği Osman neslidir, işte sürüp gidiyor.” ŞEKLİNDEKİ “AKIL(bİLGİ)DIŞILIK”LA  da MÜSLÜMANLAR KANDIRILIYOR.

   * Ali Baba= Dede(m) Korkut=Korkut Ata” denilen HURAFE;  HİÇ BİR İNSANIN BİLEMEYECEĞİ GAİP’ten HABERLER verirMİŞ.. ALLAH, GÖNLÜNE İLHAM ederMİŞ..  AHİR ZAMANI DA bildir/MİŞ!

* Bu iddiaları ANCAK, HARAMİLER ; bir başka değişle, “İslamı REFORME ETMEK isteyenler” ileri sürer.

……………

“LA GALİBE İLLALLAH / Her an ALLAH galiptir.”    

 ŞAHİD OL YA’RAB… 

Mustafa Yazıcı ve Mustafa Durmuş çalışması olan, “Karadeniz’de Beş Destan Dede Korkut Destanı(2017)” isimli, Trabzon’da bir matbaada, YAZAN’larının bastırdıkları kitabın sayfa 8’deki’ (aşağıdaki) BİLİMDIŞILIK; “DEDE KORKUT” iddialarını yazan başka HİÇ BİR KİTAPTA yok, sadece kendileri bu iddiayı üfürüyor, Diyorlar ki:    

Dede Korkut İLK TÜRK SAHABESİDİR. Mekke’nin fethi üzerine putperestleri yendiği için dört arkadaşıyla beş kişi Hz.Peygamberi ziyarete gitmiştir. Peygamber efendimizi görür görmez ve tanıştıktan sonra hayran olarak Müslüman olmuşlardır. Hz.PEYGAMBER DE onlara madem Müslüman oldular, Türk dünyasını irşad için MÜRŞİD OLMALARINI ONLARDAN İSTEMİŞTİR. Onlar da kabul etmiştir. Bu vesile ile Trabzon’da Bizans yönetimi olduğu için 19 YIL da Trabzon ve çevresinde faaliyet göstermiştir.” 

Bu HURAFELER iddia ediliyor ama, diğer taraftan;  “Tamamen BELGELİ yazdık” demek BİLİMDIŞIĞILI da sergileniyor.  

 * Mustafa Yazıcı Beyi uzun yıllardır tanımamın ötesinde; yakın döneme kadar beni hemen her hafta ziyaret ettiği için de “bu tür bilimsel akıldışılıkları” yüzüne karşı çok çok da eleştirip, “yapma-etme” diye de “uyaran (!!)” bir kardeşi olmuşum…

 Buradan, ‘ona’ sadece arkadaşlık yapan Mustafa DURMUŞ kardeşime sesleniyorum: Bu tür bilimdışılıklar içinden çekil, İSLAM’IN din anlayışına zarar veriyorsun(uz). 

 SİZLERİ bir BİLGİLENDİRMEM DE ŞU OLSUN: 

  İnsanın GENETİK YAPISINI inceleyen  “İnsan Genom Projesi” sonuçları, 26.06.2000’de

dünyaya açıklandı; “IRK GENİ”YOK dendi ama, Sizler hâlâ IRKÇILIK yapıyorsunuz.

…………

“DEDE KORKUT” DEMEYİN, “ALİ BABA” DEyin O ZAMAN”

Mustafa Durmuş ve Mustafa Yazıcı, KİTAPLARINDA; s.5 ve s.6’da; “Böyle bir çalışma bugüne değin yapılmamıştır. Bu kitabın asıl değeri buradadır… tam beş yıl çalışarak…kitaplaştırdık (s.5)… Hazırladığımız bu edebi eser, TRABZON’DA tarih ve kültür hayatında BİR İLK’TİR, TAMAMEN BELGESELDİR…bu eseri yaklaşık altı yılda oluşturduk… DEDE KORKUT’un ASIL ADI ALİ’dir…“KORKUT” lakabıdır, halkın ona verdiği unvandır. “ALİ BABA” da denilmektedir…Korkut “KUTLU KOR-kutlu ateş” demektir. “Ateşin kutsalı” da denilebilir. Aslında bu ateş, “Allah aşkının ateşidir. “Kor mutluluk”tur, “mutluluk ateşi”dir. Bu da Müslüman Türk Tarihi bakımından çok önemlidir. Evrensel insanlık, tabii hayat ve çevrecilik açısından da çok önemlidir.(s.6)”  (Mustafa Durmuş- Mustafa YAZICI; 2017 yılı,-Karadeniz’de Beş destan DEDE KORKUT DESTANI- isimli, Trabzon’da bir matbaada, YAZAN’larının bastırdıkları kitap). 

* KENDİLERİ, KENDİLERİNİ BEĞENMİŞ!  Hepsi bu.. Hiç fazlası yok. 

 * GERÇEK BİLGİ ile SAHTE BİLGİ çok farklı şeylerdir.

 * DEDE KORKUT dediğinizin ASIL İSMi “ALİ BABA” ise DEDE KORKUT’u UYDURAN

       LAR, kullananlar da… tabii ki “HARAMİLER-HARAMİLİK” olur.

* Bir metinde “ÇEVRE” kelimesini okursam veya birinen duyarsam, hep söylerim : 

  “ÇEVRE KİRLİLİĞİ; KİRLENEN İNSAN ZİHNİNİN toplumsal çevresini KİRLETMESİDİR”

……………….

 Dede(m) Korkut / Korkut Ata / Ali Baba masallarından tarihe deİSLAMIN DİN ANLAYIŞINA” da yapılan SALDIRI: “Tarihi kaynaklara göre aslen Türkmenistanlıdır. Asıl adı ALİ BABA’dır…Yedinci ve sekizinci asırda yaşamıştır. 130 senelik bir ömür sürmüştür. KAÇ YILINDA DOĞDUĞU ve ÖLDÜĞÜ NET OLARAK BELLİ DEĞİLDİR (sayfa 7)…Bütün dünya edebiyatına geçen ve bütün dünya üniversitelerinde okutulan on iki destanı vardır. Ne var ki DİLDEN DİLE ASIRLARCA GELEREK HİÇ DEĞİŞMEDEN 14 ve 15. Yüzyılda OSMANLICA olarak yazıya geçirilmişlerdir…Çok mahir ve itibarlı bir Müslüman Türk büyüğü olduğu destanlarından bellidir. DEDE KORKUT İLK TÜRK SAHABESİDİR. Mekke’nin fethi üzerine putperestleri yendiği için dört arkadaşıyla beş kişi Hz.Peygamberi ziyarete gitmiştir. Peygamber efendimizi görür görmez ve tanıştıktan sonra hayran olarak Müslüman olmuşlardır. Hz.PEYGAMBER DE onlara madem Müslüman oldular, Türk dünyasını irşad için MÜRŞİD OLMALARINI ONLARDAN İSTEMİŞTİR. Onlar da kabul etmiştir. Bu vesile ile Trabzon’da Bizans yönetimi olduğu için 19 YIL da TRABZON ve ÇEVRESİNDE FAALİYET GÖSTERMİŞTİR…Dünyada hakkında en çok kitap yazılan, yorum yapılan edebi eser dede Korkut destanlarıdır (sayfa 8).

          * Mustafa Durmuş, Mustafa Yazıcı,  “Dede Korkut Destanı” ÇALIŞMALARINDA ,  

                   ”yine BELGE yok, yine DOĞRU DA yok”; Haramilik (!) VAR.

……………………..

“DEDE KORKUT” ya da “ALİ BABA” Masallarından…. AŞAĞIDAKİ açıklamalarının ALTINA “ikisi de”,  İMZA atmamalı idiler: ATMIŞLAR! Diyorlar ki: 

“Bütün Dünya Üniversitelerinde Türkoloji-edebiyat ve tarih bölümlerinde okutulan Dede Korkut Destanları…dünya klasiklerindendir. Hz.Peygamber zamanından beri eski haritasıyla Batumdan Kastomu’ya kadar olan fakat bütün Türkiye’ye ve dünyaya mal olan Trabzon tarih-kültür ve insani değerlerini bu destanlarda bulmamızdır…Yedinci asırda yaşayan Dede Korkut…Dilden dile gelirken 14 ve 15.yüzyıllarda aynen Türkçe olarak yazıya Osmanlıca olarak yazıya geçmiştir… Vatikan’da ve Dresden’de -yeni orijinal nüshaların bulunduğu yerler- bu destanların Batum’dan Kastamonu’ya kadar olan eski Trabzon’la veya Doğu Karadeniz’le ilgisi hiç anlatılmamıştır.  Halbuki on iki destanın yedisi bizzat Doğu Karadeniz’de geçmiştir. Bu nedenle de bu destanların geçtiği yerler olan Bayburt ve Sis Dağı arasındaki Boğaçhan Yaylası (Boğaçhan Köyü)’na, Tonya’ya, Beşikdüzü’ne giderek bu destanların bütün belgelerini bulabildiğimiz kadar bu kitaba ilave ettik. Böyle bir çalışma bugüne değin yapılmamıştır. Bu kitabın asıl değeri buradadır… tam beş yıl çalışarak…kitaplaştırdık (sayfa 5)… Hazırladığımız bu edebi 

eser, TRABZON’DA tarih ve kültür hayatında BİR İLK’TİR, TAMAMEN BELGESELDİR…bu eseri yaklaşık altı yılda oluşturduk… DEDE KORKUT’un ASIL adı ALİ’dir…“ALİ BABA” da denilmektedir(sayfa 6). Trabzon yaylalarının halkı hep birbirlerine ekleşik Dede Korkut sülalesi kökenlidir(sayfa 8)- (M.Durmuş-M.Yazıcı:Dede Korkut Destanı)   

……..

 “ALİ BABA” ya da “DEDE KORKUT” Destanı -Boğaçhan Yaylası-MİLE OBASI, liman, tahıl ambarları, 170 yerleşim yeri, 7.asır’da MİLE ticaret merkeziydi- HURAFELERİ..

MİLE OBASINDA (-TRABZON-MAÇKA Boğaç Yayalasında) YAŞADIĞI sayılan KABİLELER kimler, nereden geldiler, BELGESİ var mı; YOK.  ”.. ve Trabzon’a 750 yılında MİLET’Lİ denizciler..Mile Obası, MİLET’Lİ DENİZCİLER TARAFINDAN KURULMUŞTUR.“ DİYORSUNUZ da:  750 rakamının, “MÖ.750” olarak YAZILMASI gerekiyordu, YAZMAdınız! Çünkü; “MÖ.750” tarihi YAZILSAYDI eğer, “Kafkasya’da yaşanan aşırı kuraklık nedeniyle 7. Asırda göç etmek zorunda kalan KAFKAS Türkleri…MAÇKA’YA BAĞLI…” ifadesi doğru olmayacak;  haliyle de MAÇKA Boğaçhan-MİLE’de YERLEŞME kurulamayacaktı!! Bunun için, “MÖ.750“ YAZAMADINIZ! Ayrıca.. Söz edilen 2289 rakımlı Boğaç(han) Yaylası’nda, 2018 yılında BİLE kışın konaklamazken, yaklaşık 1260 yıl önce KİM NASIL YERLEŞME kurabiliyor! KOMİK OLMAYIN…Eski insanların ANLATTIKLARINA göre DENİLEREK de MİLE’de, “gemilerin bağlanacağı ”halat yerlerinden NASIL BİR AKIL, hem de “tamamen de belgesel” dİyerek de bu görüşü nasıl İLERİ SÜREBİLİR. Dahası..  2289 rakımlı MİLE vadisinden başlayan kanyonu(!), Karadenize NASIL döküyorsunuz! Yaptığınız araştırmalarda 170 civarında yerleşim kalıntısı NEREDE, NASIL da BULDUNUZ! Buğday ambarları VARDI, HURAFENİZ dışında O dönemde MİLE, BUĞDAY YETİŞTİRİCİLİĞİNİN merkezi konumundaydı; .Bölgenin ticaret merkeziydi HURAFESİNİ hangi BELGELERLE iddia ettiniz!!!. 

EĞER İSPATLAYAMAZSANIZ hurafe İCADINDA ZİRVESİNİZ…

…………..

ALİ BABA ya da DEDE KORKUT –masallarında; M.Durmuş-Mustafa Yazıcı çalışmasında, sayfa 12’de; “HIZIR-NEBİ(Hıdırnebi-Halk tabiriyle HitirnebiYaylası” DENİLİYOR.

  Mustafa YAZICI Beyin, sosyal medyada da;“HIDIRNEBİ,”HIZIR’la NEBİ’NİN”, YANİ “İLYAS” ve “ELYESA PEYGAMBERLERİN” VAKTİYEL MİLÂT ÖNCESİNDE GELDİKLERİ yer’dir. BOĞAÇ HAN DESTANINDA DA “HIZIR” adı geçer. DEVAMLI YAŞADIĞI AKÇAABAT ADIYLA MÜSEMMA BU YAYLADAN GİDEREK, düşmanların okla ve kılıçla yaraladığı  BOĞAÇ HANI, Maçka BOĞAÇ YAYLASINDA KURTARMIŞTIR..” DA DEMİŞ bulunuyor.

AYRICA DA: “Hıdırnebi şenlikleri Hızır-Nebi olarak İLYAS ve ELYESA paygamberler devrine bile ulaşır Trabzon’da.” ŞEKLİNDE açıklaması bulunuyor (Mustafa Yazıcı: “Ortaçağda Karadenizin İslam Medeniyeti durumu ne idi”, Sebat Haber, 17.11.2012)

 AÇIK ve NET: Bu tür iddialar İÇİN Bendeniz; “RÜYADA BİLE GÖRÜLSE” ya da “YAZANkişinin bile” İNAN(ıl)MAMASI gerekiyor DİYORUM. Dahası.. M.YAZICI’nın, yüzüne de 

 belirttiğim gibi, “İSLAM’IN din anlayışını tahrip ediyorsun”, YAPMA/yın, YİNE diyorum. 

DİĞER TARAFTAN, “HIZIR” adının geçtiği hadise, destanın; Orhan Şaik Gökyay kitabı -1980 baskısında; “Oğlan orada yıkıldığı vakit BOZ – ATLI HIZIR oğlana GÖRÜNDÜ, üç kez yarasını eliyle sığadı. ‘Sana bu yaradan ölüm yoktur; dağ çiçeği ananın sütüyle senin yarana melhemdir’ dedi, kayboldu.” ŞEKLİNDE YER ALIYOR.  Burada HIZIR; “RÜYADA görülen KİŞİ” oluyor. Yoksa HIDIRNEBİ YAYLASI’NDAN YAŞAYIP DA,  MAÇKA BOĞAÇ YAYLASI’NDA, “Boğaç’ı kurtaran “HIZIR (a.s.)” sözkonusu olmuyor. 

……………….

TAMAMEN BELGESEL (!!) denilen KİTAPTAKİ şiirde “SAHTE’LİK:

“Hey Dirse Han beylik ver bu oğlana

Taht ver erdemlidir

Boynu uzun büyük cins at ver bu oğlana

Ağıllardan on bin koyun ver bu oğlana

Etlik olsun hünerlidir

Develerden kızı deve ver bu oğlana

Yük taşıyıcı olsun hünerlidir

Altın başlı otağ ver bu oğlana

Gölge olsun erdemlidir

Omuzu kuşlu cübbe elbise ver bu oğlana.

Giyer olsun hünerlidir

Meydanda bu oğlan cenk etmiştir. Bir boğa öldürmüş senin oğlun, adı Boğaç olsun, 

     Adını ben verdim yaşını ALLLAH versin dedi.

Dirse Han oğluna beylik verdi, taht verdi. Oğlan tahta çıktı. MAÇKA Boğaçhan’da 

   YAŞAMINI SÜRDÜRDÜ(Sayfa, 9).

      *  UYARICI NOT: Dede Korkut’un söylediği (!) ŞİİRDEKİ, SON SATIR olan; siyah Boldu ve Yatık olarak gösterdiğimiz kısım,  M.YAZICI ve M.DURMUŞ kitabına, ”sonradan” İLAVE edilmiştir. DEDE KORKUT- BOĞAÇ KÖYÜ / MAÇKA’DAKİ YAŞAM iddiaları İÇİN UYDURULMUŞ bulunuyor.  Diğer KİTAPLARDA bu İLAVE YOK, bulunmuyor…

…………….

Ülkemizin Dede Korkutiddialarıylatanınan kitaplardan; İlk Türkçe eser(1938 yılı) yazarı Orhan Şaik Gökyay’ın, Bugünkü Dille Dede Korkut Masalları, 1939 yılı baskısında; ilk baskısı 1941 yılı olan Hasan Ali Yücel dönemiDede Korkut Hikayeleri kitabının 2018 yılı Baskısında, Muharrem Ergin’in, ilk Baskısı 1958 yılı olan Dede Korkut Kitabı-1’in, 2014 yılı 9.’uncu Baskısında, yine Orhan Şaik Gökyay’ın, 1980 yılı baskısı olan Dede Korkut Hikayeleri kitabında ve de Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları’ndan, 2000 yılında çıkan H.Achmed Schmiedeyayınında görülebileceği gibi de Mustafa Durmuş ve Mustafa Yazıcı’nın Trabzon’da bile kendine yer bulamayan(!) Karadeniz’de Beş Destan Dede Korkut Destanıisimli çalışmalarındaki iddialar, yine kendine yer bulamıyor.  

……………..

AŞAĞIDA görülebileceği gibi DE diğer Dede Korkut kitaplarında, “PEYGAMBERİ gören kişi” OLARAK, uyduruk KİMLİK “Dede Korkut” DEĞİL; “bıyığı kanlı BÜKDÜZ EMEN” gösteriliyor

     Orhan Şaik GÖKYAY, 1939 baskısı, sayfa 30’da: “Varıp peygamberin yüzünü gören, gelip Oğuz’da sahabesi olan, öfkesi tutunca bıyıklarından kan çıkan, bıyığı kanlı BÜKDÜZ EMEN sürdü geldi. Çal kılıcını Beyim KAZAN, geldim, dedi…

   Hasan Ali YÜCEL klasiklerindenDede Korkut hikayeleri (1941), 2018 baskısı, sayfa 40’da: “Varıp Peygamberin YÜZÜNÜ GÖREN, GELİNCE Oğuz’da SAHABESİ OLAN, öfkesi tutunca Byıklarından kan çıkan, Bıyığı Kanlı BÜĞDÜZ EMEN dörtnala yetişti.”

    Orhan Şaik GÖKYAY, 1980 baskısında, sayfa 51’de; “Varıp Peygamber’in yüzünü gören gelip Oğuz’dan sahabesi olan, öfkesi tutunca bıyıklarından kan çıkan, bıyığı kanlı BÜKDÜZ EMEN sürüp geldi, çal kılıcını ağam Kazan, geldim, dedi.” 

  Türkiye DİYANET Vakfı Yayını, Achmed Schmiede kitabı, 2000 yılı baskısı, sayfa 49’da; “Varıban Peygamberin yüzünü gören, gelibeni Ouz’da sahabesi olan, açığı tutanda bıyıklarından kan çıkan, bı(yı)ğı kanlı BÜGDÜZ EMEN çapar yetti: Çal kılıcın, ağam Kazan, yetti

……………….

Dede(m) Korkut / Korkut Ata / Ali Baba Hurafesinden: 

“Tarihi kaynaklara göre aslen Türkmenistanlıdır. Asıl adı ALİ BABA’dır…Yedinci ve sekizinci asırda yaşamıştır. 130 senelik bir ömür sürmüştür. KAÇ YILINDA DOĞDUĞU ve ÖLDÜĞÜ NET OLARAK BELLİ DEĞİLDİR (sayfa 7)…Bütün dünya edebiyatına geçen ve bütün dünya üniversitelerinde okutulan on iki destanı vardır. Ne var ki DİLDEN DİLE ASIRLARCA GELEREK HİÇ DEĞİŞMEDEN 14 ve 15. Yüzyılda OSMANLICA olarak yazıya geçirilmişlerdir…” DENİLİYOR (Mustafa Durmuş, Mustafa Yazıcı: Dede Korkut Destanı, kitabı- 2017). YAPILAN BU AÇIKLAMALARDA DA ”BELGE YOK”, sadece, İDDİA sözkonusu oluyor. 

      * Dede Korkut’un; kimliği, destanlarda geçen olayların yeri ve mekanı, kitabın geçtiği mekan ve zaman tartışmalıdır; KESİNLİK YOKTUR.

Yazıya geçmesi tarihi ise XVI. Yüzyıl gönderilse de bu iddia da DOĞRU DEĞİLDİR. Üstelik, YAZIYA GEÇTİ denilen, TÜRKÇE değil, OSMANLICA yazı oluyor.   

     * Muharrem ERGİN, kitabında, sayfa 56’da; HİKAYELERİN XV. YÜZYILDAN ÖNCE    

   GEÇMİŞ OLAMAYACAĞININ DELİLLERİ MEVCUT… olamayacağının DELİLLERİ       

   MEVCUTTUR demektedir ki bu görüşü de zaten “Dede(m) Korkut=Korkut Ata= ALi BABA iddialarının TARİHSEL OLAMAYACAĞINI gösteriyor.  

……………………

REŞÎDÜDDÎN OĞUZNÂMESÎ (Yıl: 1305)” İDDİALARI ya da BİLİMDIŞILIK:

      Dede Korkut (!) Reşideddin’e(1248-1318) göre, Hz. Peygamber devrinde 295 yıl yaşamış bir kişidir ve Bayat Boyundan zuhur etmiştir İDDİASI DA VAR(-Reşideddin rivayetleridnen naklen; F.Sümer). Yine Faruk Sümer: “Oğuzlara ait destani mahiyette eserler”, sayfa.359,360‘da DİYOR Kİ: “Bilindiği üzere, R e ş i d ü d d i n ‘ i n tanınmış eseri Câmi’ut-tevârih’de…Oğuz’un tarihi ve onun {yani Oğuz Han’ın) cihangirliğinin hikâyesi” adını taşıyan BİR BÖLÜM vardır. Bu bölüm başlıca vasıfları ile bir ” Oğuznâme”dir. Bu Oğuznâme, başında belirtildiği üzere, Türk müverrihlerinin RİVAYETLERİNE dayanmaktadır. Yani onun telifinde herhangi bir YAZILI ESER kullanılmamıştır. Oğuznâme’nin muhtevası bize açıkça gösteriyor ki müverrih adı verilen râviler, en umumî TARİH BİLGİSİNDEN MAHRUM KİMSELERDİR. Yazan da, belki bilgisizliğinden, rivayetleri tarihî bilginin murakabesinden geçirmiyerek dinlediğini kaydetmiştir..(s.359). Bu Oğuznâme birtakım rivayetlerin birbirine eklenmesinden meydana gelmiş gibi görünüyor ” 

* Açıklamalarda GÖRÜLEBİLDİĞİ GİBİ DE Reşidüddin’den gelen haberler, 

RİVAYETLERE DAYANMAKTA; HERHANGİ BİR YAZILI ESER kaynaklı DEĞİLDİR. 

RAVİ’lerin de tarih bilgisinden yoksun kişiler oldukları da zaten belirtilmektedir. 

     * Reşideddin, PERS YAHUDİSİ  kökenli bir Müslüman oluyor. Yahudiliğiyle ilgili tartışmalar ölümünden sonra da sürmüş, Timur’un oğlu Mîrân Şah mezarını açtırarak kemiklerini yahudi mezarlığına naklettirmiştir.  

…………………………

“TÜRKÇÜ” Muharrem ERGİN’deki “OĞUZ İLLERİ” tanımı bile, “Köken ORTA ASYA” BİLİMDIŞILIĞINI yalanlıyor..

     Türkçü Muharrem Ergin; Dede Korkut Kitabı I, sayfa 51’de; “..OĞUZ İLLERİ bugünkü KUZEY-DOĞU ANADOLU’DADIR. Fakat, bu Oğuz Ülkesinin sınırları AÇIK OLARAK belli değildir… AYNI ŞEKİLDE “İÇ OĞUZ ve TAŞ OĞUZ”UN NERELER OLDUĞU ve NASIL AYRILDIĞI DA BELLİ DEĞİLDİR…Hikayelerin verdiği İNTİBAA göre…OĞUZ ÜLKESİ olarak Gürcistan-Pasinler-Ağrı Dağı üçgeni içinde kalan ve Aras Nehri ve kollarının içinden geçtiği bölge canlanmaktadır… Oğuz Ülkesi’nin kuzeyinde Gürcistan vardır. Yalnız bu cephesi biraz belirli gibidir.” DEMEKTEDİR Kİ, bu durum;  “OĞUZ İLLERİ” denilerek “ORTA ASYA’nın KÖKEN OLDUĞU” iddialarını YANLIŞLIYOR. 

Sözedilen; Bayburt’a, Trabzon’a  KADAR gösterilen alan “TÜRKLÜK” iddiası ile İlgisi olmayan “MÜSLÜMAN SELÇUKLU’nun, “at dolaştırıp fethettiği bölgeler oluyor. 

    Muharrem ERGİN, kitabı sayfa 54’deki; “Oğuzlar, hikayelerdeki Coğrafi alana SELÇUKLULARLA birlikte gelmeğe başlamışlardır. Bu ise XII. YY.’dan itibaren olmuştur.” ŞEKLİNDEKİ AÇIKLAMASI da zaten, “DEDE KORKUT /TÜRK(çü)LÜK, ORTA ASYA 

İLİŞKİSİ” iddialarını yalanlayıp yanlışlarken, “MÜSLÜMAN SELÇUKLU”nun tarihsel gerçeğini delillendiriyor. Muharrem ERGİN kitabı, sayfa 55’de; “Dede Korkut’taki OĞUZ Ülkesi açık ve belirli DEĞİLDİR ve HAYALİDİR.” de DENİLİYOR Kİ bu da “Köken ORTA ASYA” HURAFESİNİN bir TÜRKÇÜ tarafından bile “TEYİDİ” oluyor.

………………………………

 “TÜRKÇÜLÜK” akımı olan ‘DEDE KORKUT’ ya da ‘ALİ BABA’ hurafesi YAYINLARI süreci:

 * DEDE KORKUT Kitabı, İLK OLARAK Almanya’da, 1815’de yayınlanmıştır. İLK defa O. Fleischer, Dresden Kraliyet Kütüphanesi’nde bulmuş deniliyor ama, BU İDDİALARLA ilgili ilk çalışmayı, ALMAN Heinrich Friedrich von DİEZ (1751-1817) yapmıştır.

  * 1916 yılında Ülkemizde  İLK defa; TÜRKÇÜ, Kilis’li Muallim RIFAT (Bilge/1876-1963) )” tarafından, Türkçe DEĞİL, Osmanlıca  yayınlanmıştır: “Dede Korkut Kitabından ilk defa 1815’de Alman araştırıcısı H.F.von DİEZ bahseder. Bizde ise bu eseri ilk defa 1916 yılında Kilisli Rıfat (Bilge) ARAP HARFLERİ İLE…neşreder. Kilisli, bu çalışmasında, DİEZ neşrinden istifade etmiştir.” DENİLİYOR (-S.S.“DEDE KORKUT KİTABI” , Konya-1998, Sayfa; 231). Bu TÜRKÇÜ hareketin Kökeni  de GAYRİMÜSLİMLİK oluyor. 

 * 1938 yılında, Yine TÜRKÇÜLÜK görüşüne sahip, “Orhan Şaik GÖKYAY (1902-1994)”,

       İkinci yayını,  İLK DEFA Lâtin yazısıyla,  yayınlamıştır.

 * 1941 Yılında  Maarif Vekili Hasan Ali YÜCEL tarafından, TÜRKÇÜLÜĞÜN yaygınlaştığı 

       bu dönemde, “sunuş” yazısıyla, DEDE KORKUT Hikayeleri” kitabı neşredilmiştir.   

 * 1952’de, Katolik Hıristiyan İtalyan, Ettore Rossi; VATİKAN Nüshasını yayınladı.

 * Yine TÜRKÇÜ M. Fahrettin Kırzıoğlu’nun(1917-2005), birinci cildi 1952 yılında, ikinci cildiyle birlikte 2000 yılında çıkan, “Dede Korkut Kitabı Oğuznâmeleri” sözkonusudur.

 * Dede Korkut Masallarının, Türkiye’de asıl ÖNE ÇIKMASI DA yine TÜRKÇÜ olan, 

Muharrem ERGİN’in (1923-1995); 1958 yılındaki İLK yayını ve sonrası ile süregelmiştir.

<<<<<<<< 

DESTURSUZ BAĞA GİREN” HURAFE:  “ALİ BABA” ya da “DEDE(m) KORKUT” ya da “TÜRKÇÜLÜK”

 Alman, H.F. von DİETZ, 1815 yılında “Dede Korkut İCAT ederken”, AYNI dönemde OSMANLI’DA -19’uncu yüzyılın ilk yarısında-  “TÜRK EDEBİYATI” İCAT EDİLİYORDU. 

 “TÜRK EDEBİYATI” İCAD edilmesi, 1880’lerde, “TÜRK IRKI “Varlığına” dönüştürülerek, IRKÇILIK hareketleri ÜZERİNDEN (de), OSMANLI tarihten SİLİNMİŞ bulunuyor.

TÜRKÇÜ Muharrem ERGİN’in; DEDE KORKUT KİTABI-I, 2014 yılında çıkan 9.Baskısında yer alan; “..İyi bir tesadüfle eserin VATİKAN’DA ikinci bir nüshası bulundu. O nüshadan da faydalanarak çalışmalarımıza devam ettik. Bu çalışmaların bir kısmını 1953’te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde DOKTORA TEZİ OLARAK VERDİK…BÖYLECE TEZİMİZ; Dede Korkut KİTABININ “İLK METNİNİ” ORTAYA KOYMUŞ OLUYORDU.” ŞEKLİNDEKİ AÇIKLAMASI ve de KENDİSİNİ Dede Korkut Kitabı hazırlamaya iten, hocası TÜRKOLOG “Reşit Rahmeti ARAT ”OLMASI da, Dede Korkut İDDİALARININ; Osmanlı’nın yıkılmasına sebep olan, “TÜRKÇÜLÜK hareketi” olduğunu ORTAYA koyuyor. Dede Korkut KİTABI Yazanların hepsinin TÜRKÇÜ olması da görüşümüzü doğruluyor.

……………….

ALİ BABA=DEDE(m) KORKUT=KORKUT ATA hareketi, “TÜRKÇÜ” bir ideolojidir.

“TÜRKÇÜLÜK hareketi” unsuru olan “DEDE(m) KORKUT Masalları”nın İCATCILARI da HER TÜRKÇÜ hareketin KÖKENİNDE olduğu gibi, GAYRİMÜSLİMLER bulunuyor. 

İlk kitapların, VATİKAN ve DRESDEN nüshaları olması da bunu gösteriyor.

Sözkonusu bu “GAYRİMÜSLİM Köken”; MÜSLÜMANLARIN, Dede Korkut İDDİALARI üzerinden DE yine birKÜLTÜREL SALDIRI karşısında OLDUĞUNU GÖSTERİYOR.

İMDİ bakalım, TÜRKÇÜLÜK konusunda 

Mehmet Akif ERSOY ne diyor:

………………

 “Hani MİLLİYETİN İSLAM İDİ? Kavmiyyet ne?

Sarılıp sımsıkı dursaydın a MİLLİYETİNE!

“Arnavutluk” ne demek? Var mı şeriatta yeri?

KÜFR OLUR, BAŞKA DEĞİL KAVMİNİ SÜRMEK İLERİ.

Arab’ın Türk’e, Laz’ın Çerkez’e yahud Kürd’e,

Acem’in Çinliye rüçhanı mı varmış, nerede?

MÜSLÜMANLIKTA “ANASIR” MI OLURMUŞ? Ne gezer?

FİKRİ KAVMİYETİ TEL’İN EDİYOR PEYGAMBER.

En büyük düşmanıdır rûh-u Nebî tefrikanın, 

ADI BATSIN ONU İSLAM’A SOKAN KALTABANIN!

……..

Türk Arap’sız yaşamaz, kim ki yaşar der, DELİDİR!

Arab’ın, Türk ise hem sağ gözü, hem sağ elidir…

Veriniz baş başa zira sonu hüsran-ı mübîn,

NE HİLAFET* KALIYOR ORTADA BİLLAHİ, NE DİN.

Size rehberlik eden haydudu artık kovunuz.

Bunu benden duyunuz, BEN Kİ EVET ARNAVU’DUM,

BAŞKA BİR ŞEY DİYEMEM, işte perîşan yurdum.”

                  (Mehmet Akif’in, Safahat, Onuncu baskısı, s.205,206)

Ezcümle: “ALİ BABA Masallarını” ya da “ALİ BABA ve KIRK HARAMİLERİ” YUTMAYINIZ.. İslam-Coğrafyası, YENİDEN BİR KEZ DAHA ama, BU DEFA ‘DEDE’LİK’ ile DİZAYN ediliyor..

Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez; 2012 yılındaki Almanya’ya ziyareti çerçevesinde, Köln’de bulunan “Hacı Bektaşı Veli Cem Evi”ni ziyaret edişinde; “Alevi vatandaşlarımız Anadolu’nun asli sahibidir.” diyordu. Kendisini bulabilsem; “Peki de Sunnilik ne olacak!” şeklinde sormak isterdim… “Haramiliğe” LA demek gerekiyor.

Ahmet MUSAOĞLU / 25.07.2018